SES Eskişehir Şubesi Yönetim Kurulu adına Şube Kadın Sekreteri Berna Yıldız asgari ücret ile ilgili önemli bir açıklama yaptı.
Berna Yıldız açıklamasında, “Ülkemizde işçi ve emekçiler için yaşam koşulları gün geçtikçe zorlaşırken derinleşen yoksulluk görülmedik bir boyuta vardı. Türk-İş verilerine göre açlık sınırının 14 bin liranın, yoksulluk sınırının ise 45 bin liranın üzerine çıktığı böylesi bir tabloda 2024 yılı için geçerli olacak asgari ücretin belirlenmesi görüşmelerine başlandı. İlk 2 görüşmenin ardından henüz doyurucu bir açıklama yapılmadı.
“Asgari ücret sadece asgari ücret değildir”
Asgari ücret yasal bakımdan işçilere ödenebilecek en düşük ücret olmakla beraber ne yazık ki ülkemizde genel ücret durumuna gelmiş bulunuyor. 15 milyon ücretli çalışanın yaklaşık yarısı asgari ücret düzeyinde maaş alırken, asgari ücretin çok altındaki ücretlerle kayıt dışı çalışanlar ve sayıları 16 milyonu bulan emekliler de düşünüldüğünde asgari ücretin toplumsal yaşam bakımından konumu daha da iyi anlaşılacaktır. Görece daha iyi ücretler alan emekçilerin maaşları da her geçen gün erimekte ve asgari ücret düzeylerine çekilmektedir. Bu nedenle asgari ücret sadece asgari ücret değildir. İşsizlik ödeneğinden emekli aylıklarına , genel sağlık sigortasından yararlanmak için uygulanan yoksulluk testine kadar pek çok unsuru etkileyen asgari ücret sadece asgari ücretlinin ücretini değil, genel ücret seviyesini de doğrudan etkilemektedir. Tüm bu nedenlerle asgari ücret milyonların meselesidir.
“Yoksullukta, sefalette eşitlenmek değil hak ettiğimiz refahta birleşmek istiyoruz”
Biz sağlık ve sosyal hizmetler emekçileri de Türkiye’de emek gücünü satarak yaşamak zorunda olanların tümü gibi her geçen yıl daha da yoksullaşıyor, kıt kanaat geçinebilir hale getiriliyoruz. Bizler işsizlikle, açlıkla, yoksullukla, artan borçlarla mücadele ederken nüfusun yüzde 1’ini oluşturan ama ulusal servetin yüzde 54’ünü elinde tutan dolar milyarderleri büyüdükçe büyüyor. Ücretlerimizin belirlenmesinde temel alınan ekonomik veriler TÜİK eliyle düşük gösterilirken vergi ve harçlar astronomik düzeyde artırılıyor. Emeği ile geçinen bizlerin maaşlarından peşinen gelir vergisi kesilirken; tüketirken de ayrıca vergi vermek zorunda bırakılıyoruz. “Mali disiplin”, “bütçe açığını azaltma”, “vergiyi tabana yayma” gibi adlar altında torba yasalarla vergi yükü işçilerin, emekçilerin, emeklilerin omuzlarına yıkılıyor. Sermayeye ise teşvikler, vergi afları ile bütçe sonuna kadar açılıyor.
Yoksulluğa, açlığa, işsizliğe, borçluluğa ve güvencesizliğe mahkûm eden bu politikalar sadece bizlerin değil tüm Türkiye’nin sırtında bir yüktür. Bu yükü taşımaya mecalimiz kalmadı! Yoksullukta, sefalette eşitlenmek değil hak ettiğimiz refahta birleşmek istiyoruz. Bu nedenle başta temel tüketim malları olmak üzere yapılan zamlar geri alınsın! Temel ücretler yoksulluk sınırının üzerine çıkarılsın! Sendikalaşma ve grevli gerçek toplu iş sözleşmesi önündeki tüm engeller kaldırılsın! Vergide adalet sağlansın, servet vergisi alınsın!” dedi.


