“100.YILIN ÖYKÜSÜ, ŞİİR YARIŞMASI” BİRİNCİSİ BİRTÜRK ÖZKAVAK OLMUŞTUR

     “İzmir Büyükşehir Belediyesinin düzenlediği 100.Yılın Öyküsü, Şiiri Yarışması” şiir dalı birincisi şube eski başkanımız BİRTÜRK ÖZKAVAK olmuştur. Kendisini tebrik ediyoruz. Daha nice ödüllere diliyoruz.

      

 

 

Sıradaki Cumhuriyet İşçilere Gelsin

 

kimseler kim olduğunu soracak, aynalar mecbur

kitap okurken, cıvata sıkarken,ekin biçerken, kim

para pare köyler, sinmiş yoksul evler, dağ başları tüttüğünde

köprüler üzerinden geçmeye ayağımıza serildiğinde

bütün meçhul ölüler, unutulmuş türkülerin soğuk heceleri

sıcak somuna dokunur gibi soracaklar bize.

zaman bir hayli geçiyor ama şimendiferlere takıldık

talihimiz kara kuru bir geleceği hapsetmiş içimize

yağmurunu içinde taşıyan, denizi kırbaçlayan çocukları vurdular

kemale ermeyi yanlış anladık. biz özgürlük rüzgârları,

özgürlüğü halk dışında her yerde aradık.

bir ev yaptık kaleden, barutlar üstünde, kartal yuvası,

sarmaşıkların duvarları gibi bütün horanta açız

sormadık kim açık bıraktı pencereleri ta en baştan

ya da kim açtı böyle cümbür cemaat

 

Robespierre’nin ruhu geldiyse, üç beş nutuk okur şimdi

daralan kalbimize ince bir yusufçuk gibi iyi gelir

biz dağların doruklarına sıkışmış avuç avuç kar taneleri

memleketin altında üstünde ve gökyüzünde

atmosferi maviye boyadık diye, ayaktakımını değil

gümüşten perdelere işliyoruz geçmişin şimdiki yüzünü

geçmiş geçmişten bugüne gelirken bile eğilip büküldü

takıldı düştü esnedi heybetli bir aslan taklidi

dedemden babama kalan ermeni bir taş plak ve sağır gramofon gibi

soy kütüklerinde kürdili- hicazkar bir nisan kaldı

 

Bastille önünde taşan nehirlerin hazirun listesi,

hepimiz oradayız, Robespierre, Marat, Sankülotlar, İlyiç, Biz…

durmadan sayılıyoruz. çoğunluk sağlanınca yeniden ayaklanacağız

eski bir Fransız takviminden dağılan top sesleri olacağız

kaç kale, kaç vezir, hınzır krallar yıkılmış sayende

sonra da sürdü bütün çarpışmalar, senden bildim

ekmek ve özgürlükten ve senden bildim

coşku lazım biliyorum sen coşkunu sürdün silahlara

coşku var oldukça senden bileceğim

 

dünyanın en güzel elbisesini giyecektik; özgürlük

ne kurşun geçirecektik, ne virüslere yenilecektik

liman işçileriyle maviye dönecektik, garlarda kelebek

yıllarca taşıyıp durdukları kelimeleri bırakıp

hamallar beyaz çiçekli akasyalara katıldılar

oysa akasyalar erken ölür, erken açar

prangalar çekiçle değil düşle kırılır

düşler beyaz atların yelelerine karışır

lir çalan özgürlük şarkılarının ülkesinde

sıradaki cumhuriyet işçilere gelsin.

Birtürk Özkavak

 

Bir Yorum Yazın