DEMOKRASİSİ EKSİK OLAN BİR CUMHURİYET, BU TOPLUMA YETEMEZ!
HALKIN CUMHURIYETI İÇİN MÜCADEYE DEVAM!
Basına ve Kamuoyuna,
Halkın, emperyalist güçlere karşı verdikleri mücadele sonucunda kurduğu Cumhuriyetin ilanı üzerinden 91 yıl geçti. Batılılaşma çabaları sürecinde olgunlaşan ve bağımsızlık savaşı sonucunda ortaya çıkan cumhuriyet, hiç kuşkusuz bu topraklarda meydana getirilmiş en ileri yönetim biçimini temsil etmektedir. Anti-emperyalist mücadele sonucunda ilan edilen cumhuriyet, aynı zamanda batının oyuncağı olmuş bir imparatorluktan tam bağımsızlık vurgusu ile ayrılmayı bilmiştir.
Cumhuriyet, halk yararı ve eşitlik kavramlarıyla bir arada düşünülmediğinde soyut kalır ve anlamsızlaşır.
Tarihsel süreç içerisinde cumhuriyeti söylem ve şekilden ibaret gölrenler; toplumun örgütlü ve demokratik tepkisini tehdit olarak görmüş, sandığı ve seçimi tek gerçeklik olarak sunmuş, “halk her şeyi bilmez, biz onun yerine iyisini düşünürüz ” söylemleriyle niyetlerini açık etmişlerdir. Demokrasiyi sadece sandıktan çkacak sonuca bağlayanlar; sandık halkın önüne gelene kadarki toplumsal mücadeleler tarihini de iyi okumalıdırlar. Toplumu seçim barajlarına mahkum edenlerin, kadını eve hapsetmeye çalışanların, çocuklara ve gençlere seçim hakkı tanımayanların ve topluma rağmen sayısız kanunları bir gecede geçirenlerin cumhuriyet söylemi, olsa olsa siyaset gereğidir.
Cumhuriyet sözcüğü halk yönetimi anlamından kopmuş, ya halka tepeden bakanların ya da halk dalkavukluğu yaparak halkın ihtiyaçlarını istismar edenlerin yönetimine dönüşmüştür.
Demokrasi, özgürlük, eşitlik, barış ve kardeşlik talep edenlere karşı saldırganlaşan bir siyasi iktidarın, gerçekten demokratik bir Türkiye yaratmasını beklemenin hiç bir gerçekliği olmadığı, geçtiğimiz 12 yıl içinde net bir şekilde görülmüştür. “Milli İrade” vurgusu sadece toplumu kamplaştırmanın aracı haline gelmiş, cogulculuk ilkesi yok sayılmıştır.
Türkiye halen, 12 Eylül darbe anayasası ile yönetilen bir ükedir. Bu anlayış; farklı kültür ve inançlar ile emekçilerin en temel taleplerinin görmezden gelinmesine; eğitim, sağlık, ulaşım, barınma gibi en temel yurttaşlık haklarının paralı olmasına, eğitimdeki siyasi baskı ve bilimdışı uygulamaların olduğu bir ülke haline gelmesine yol açmıştır.
Cumhuriyet’in ilanının üzerinden 91 yıl geçmiş olmasına rağmen; en temel demokratik talepler şiddet ile bastırılmakta, siyasi iktidarın tekçi, otoriter ve baskıcı politikalarına karşı direnenler kimi zaman polis şiddeti, kimi zaman mahkemeler yoluyla sindirilmekte, en temel demokratik tepkiler bile iktidarın giderek artan şiddetiyle karşı karşıya kalmakta, omuz omuza mücadele eden halklar; çeşitli vesilelerle birbirine düşman edilmeye, karşı karşıya getirilmeye çalışılmaktadır.
Yıllarca 29 Ekimler’deki kutlamalar, “cumhuriyet bizim bayramımız ” kavgası ile siyasi ranta dönüştürülmeye çalışılmaktadır.
Demokratik, laik ve bağımsız bir cumhuriyet, biçimsel kutlamalar yapılarak değil; emek, demokrasi ve barış mücadelesi yükseltilerek yaratılabilir. Ancak o zaman “Halkın Cumhuriyeti” nden söz etmek mümkün olabilecektir.
Halkın ihtiyaç duyduğu cumhuriyet; emperyalizmin güdümünde olmayan, gerçekten laik ve demokratik, eşit, özgür, ayrımsız, ayrıcalıksız, herkesin birinci sınıf vatandaş olduğu, gelir dağılımında uçurumun olmadığı, işsizliğin, açlığın ve sefaletin değil; barışın, kardeşliğin ve mutluluğun kol gezdiği, örgütlü bir toplum üzerinden yükselmiş ve halkın tüm kesimlerinin sahip çıktığı bir cumhuriyettir.
KESK olarak, halkın sadece göstermelik olarak değil; gerçek anlamda egemen olduğu, her bireyin eşit haklar temelinde, özgür ve demokratik bir ülkede barış içinde yaşaması dileğiyle; Cumhuriyet Bayramınızı kutluyoruz.
Serkan DEMİR
KESK Şubeler Platformu
Dönem Sözcüsü
