Sadaka Değil İnsanca Yaşayacak Ücret İstiyoruz!

215

‘KENDİLERİNE HER ŞEYİ ALDILAR, KARDEŞLERİNE NE İSTEDİLERSE VERDİLER,
KAMU EMEKÇİLERİNE, EMEKLİLERE VE ASGARİ ÜCRETLİYE SEFALETİ ÖNGÖRDÜLER.’

Bugün ellerimizde yoksulluğun, açlığın ve sömürünün belgesi olan bordrolarımızla alanlardayız. Bu bordrolar yıllardır biriken, her geçen gün ağırlaşan ekonomik ve sosyal sorunlarımızın belgesidir. Duyulmayan sesimiz, yok sayılan taleplerimizdir. Bu bordrolar aynı zamanda yandaş Konfederasyonun Hükümetle imzaladığı satış sözleşmesinin yansıdığı en net belgelerdir. Tüm demagojik ve aldatıcı hesaplamaların açığa çıktığı, gerçeğin yüzlerine çarptığı ibret vesikalarıdır.

Bugün burada rutin bir eylemi gerçekleştirmek için değil isyanımızı haykırmak için toplandık. Bordrolarımızı yoksulluğa, sömürüye meydan okuduğumuzu göstermek, insanca yaşam hakkımız için kazanana dek mücadelemizi büyütmeye kararlı olduğumuzu göstermek için yakıyoruz.

Kamu emekçileri, iradesi yok sayılarak iktidarın beklentilerine uygun biçimde yandaş konfederasyon tarafından imzalanan Satış Sözleşmesinin ürünü olan bu bordroları reddetmektedir. AKP ve yandaş sendikası, kamu emekçilerini sadaka ile kandıramayacağını artık anlamalıdır.

Toplu sözleşme adı altında kurulan tezgâhı deşifre etmeye devam edeceğiz, tezgâhı başlarına yıkacağız. Gizli toplantı ve hilelerle hak ve çıkarlarımızın sermayeye peşkeş çekilmesine izin vermeyeceğiz.

Sadece çalışan kamu emekçilerinin değil emeklilerin de iradesi anlaşmalı yasal değişiklikle yandaş konfederasyona altın tepside sunulmuştur. Aileleriyle birlikte milyonlarca insanı doğrudan ilgilendiren böylesine önemli bir sürecin kamu emekçilerinin ekonomik, sosyal ve demokratik haklarına yönelik beklentilerine uygun biçimde çoğulcu ve katılımcı biçimde işletilmesi bir yana yandaş konfederasyon başkanıyla kapalı kapılar ardında yangından mal kaçırırcasına sürdürüldüğünün en somut kanıtı 2013 toplu sözleşme görüşmeleri olmuştur. Yasal olarak bir aylık süre olmasına rağmen görüşmelerin yedinci gününde ve bayram arifesinde masanın tarafları olan konfederasyonlara haber bile verilmeden Satış Sözleşmesi imzalanmıştır. Satış sözleşmesiyle toplu görüşmelerin bile gerisinde kalan, enflasyonun altında bir zam oranıyla milyonlarca kamu emekçisi zarara uğratılmıştır.

Ekonomik açıdan bu sefalet belgelerinin ortaya çıkmasına neden olan 2013 TİS görüşmelerinde kamu emekçilerinin sosyal, demokratik ve özlük haklarına ilişkin hiçbir konu görüşülmeden sonlandırılmıştır. Yandaş konfederasyonun başkanı kendi bireysel ikbali için milyonlarca kamu emekçisinin hak ve çıkarlarını karanlık dehlizlerde haraç mezat satmıştır.

Yandaş Konfederasyon 2015 yılı için %3 + 3 gibi bir zammın altına imza atmıştır. Oysa Aralık 2014 itibariyle yıllık enflasyon oranı 8.85’dir. Şimdi de bizden 2015 yılında enflasyonun gerileyeceğine inanmamızı istiyorlar. Oysa 2014 için öngörülen enflasyon oranı %6’lar dolayında iken %8.85 oldu!

Yine biliyoruz ki, halkın gerçek enflasyonu ise yüzde 20’yi aşmış durumdadır. Hükümetin baskısı ve yönlendirmesi altındaki TÜİK’in oluşturduğu enflasyon sepetinin emekçilerin gerçek durumunu yansıtmadığının belgesi bordrolarımızdır, alım gücümüzün her gün biraz daha gerilemesidir.

Yapılan Saray , alınan uçağın ve raçların bedeli 3 milyona yakındır. Yoksulluk ve fakirlik ortada iken vicdanları sızlatmaktadır. Başbakan öve öve kalkınma programı açıklamıştır. Bu programda işçi ve emekçi yoktur. Türkiye gelir adaletsizliği açısından en kötü durumda olan Dünyadaki ikinci ülkedir. İş cinayetleri, işsizlik, kadın cinayetleri, fuhuş, uyuşturucu kullanma gibi konularda da ilk onun içindedir. On iki yıllık bilanço işte budur.
Bu gidişata dur demez isek, kimse bir beklenti içine girmemelidir. Yüzde 3 lük zamlara devam edilecek, Taşeron sayısı artacak, Asgari ücrete 30 tl zam yağılacak, emekli sefalet içinde yaşamaya devam edecektir.

Siyasi iktidar temsilcilerinin babalı oğullu, cümbür cemaat boğazlarına kadar yolsuzluğun içine battığı, talanın ve yağmanın bir virüs gibi hem iktidarı hem de mevcut sistemi içten içe çürüttüğü bu dönemde halkın, emekçilerin giderek yoksullaşması, zenginin daha zengin, yoksulun daha yoksul hale gelmiş olması AKP politikalarının doğal sonucudur.

Yıllardır yoksulluğa itilen emekçilerin tüm birikimlerinin bu düzende nasıl çalındığı ve kimlerin kutularından çıktığı mahkeme kararlarıyla kendilerini kurtarmaya çalışsalar da gizleyemezler.

Bu burada sadece bordrolarımızı yakarak isyanımızı değil aynı zamanda AKP ve yandaşlarıyla mücadele kararlılığımızı da haykırmak için toplandık. Her yanı dökülen, yolsuzluk ve sömürü düzenini, onun saraylarını yıkacak olan emekçilerin mücadelesi olacaktır. AKP’nin zulüm, sömürü ve talan düzenine karşı eşitlik, özgürlük, barış, adalet ve insanca bir yaşam taleplerimizle işyerlerinde, sokaklarda, hayatın her alanında tüm baskılara ve zorbalıklara rağmen inadına sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz.
En son emeklilik ikramiyesinin 30 yıl ile sınırlandırılması haksızlığına karşı verdiğimiz fiili ve hukuki mücadeleyi nasıl kazandıysak diğer tüm hak gasplarına karşı da mücadele etmeye ve yeni kazanımlar elde etmeye devam edeceğiz.
Tüm kamu emekçilerini bu mücadelede yer almaya, adına sendika bile demenin gerçekte bir karşılığının olmadığı yandaşlardan hesap sormaya ve geleceklerine sahip çıkmaya çağırıyoruz.

YAŞASIN ÖRGÜTLÜ MÜCADELEMİZ!

YAŞASIN KESK!

YALÇIN MUTLU
SES ŞUBE BAŞKANI / KESK DÖNEM SÖZCÜSÜ

216

217

Bir Yorum Yazın