Bugün gazeteci, yazar, sosyalist aydın Hrant Dink’i; bu toprakların evladını kaybedişimizin sekizinci yılı.
Bugün Hrant Dink cinayetinin örtülmesinin, delillerin karartılmasının, katillerin korunup kollanmasının, cinayet sorumlularının gizlenmesinin, mahkeme adına müsamere yapılmasının sekizinci yılı.
Sekiz yıl boyunca, Hrant Dink’i hedef gösterenler, gerçek bir soruşturmanın ve yargılamanın yapılmasını engelleyenler, cinayete göz yumanlar geçmişte olduğu gibi hep iktidardaydılar.
O dönemde Sorumlu devlet görevlilerini öldüllendirerek terfi ettirildiler, daha önemli görevlere getirildiler.
Son günlerde çocukların katledildiği Cizre’deki emniyet müdürünün, Hrant Dink cinayetinin suphelisi olması tesadüfmüdür . Hrant’ı öldüren karanlık şebeke, Cizre’de de is başındadır.
Hrant’ın öldürülmesine giden süreçte payı olanları unutmuyoruz. Ergenekon cusundan devlet görevlisine, yandaşdan cemaatçisine, faşistine kadar hepsi bu “milli mutabakat” cinayeti sürecinde rollerini oynamıştır.
AKP’nin düne kadar tüm aydınlanmayan işlerde birlikte olduğu Cemaatle, çıkarları ters düşünce giriştiği savaşta bu davayı da kullanma gayretinde olduğunun farkındayız. Sorumluluğu birbirlerinin üstüne yıkarak aklanamazlar. Sadece bir kaç tetikçi değil; kışkırtan da, linç eden de, tehdit eden de, göz yuman da yargılanmalıdır.
Bu yıl Anadolu Ermenilerinin, bazı bölgelerde Süryani-Asuri-Keldani komşularıyla birlikte bu topraklardan silinişinin 100. yılıdır. Bunca yıldır Türkiye halklarının soykırımla yüzleşmesi engellenmiş ve azınlıklara karşı nefret, bir resmi söylem olarak topluma dayatılmıştır.
Bu nefret söylemini büyütenler ve bunun gölgesinde siyaset yapanlar katliamların sorumlularıdır.
Hrant’ı kaybedişimizden sonra askerdeyken Ermeni olduğu için vurulan Sevag Balıkçı için şaka kurşunuyla öldü diyenler, Samatya’ daki evinde öldürülen Maritsa Küçük’ün adi bir hırsızlık yüzünden öldürüldüğünü söyleyenler toplumu inandıramamışlardır..
Biz ise 1915’in 100. yılında artık gerçeklerle yüzleşilmesini istiyoruz. Halklar arasında gerçek bir kardeşlik kurmanın başka yolu yoktur.
Hrant’ı katleden anlayışla Charlie Hebdo katliamını yapan anlayış aynı yerden beslenmektedir. Bugün
Cumhuriyet gazetesini hedef gösterenler de aynı anlayıştadır.
Biz bu anlayışı Sivas’ tan, Maraş’tan, Dersim’den, Gezi’den, Kobane’den, şengal’den tanıyoruz.
Ayrımcılığa uğrayan herkesin, katledilen her emekçinin, her kadının, her devrimcinin hesabını sorana kadar mücadele edeceğiz.
Simdi, katillerden hesap sorma zamanıdır!
Şimdi, Hrant kadar cesur olma zamanıdır!
ŞUBE YÖNETİM KURULU
