LAİK, BİLİMSEL, ANADİLİNDE EĞİTİM VE DEMOKRATİK YAŞAM MÜCADELEMİZİ SONUÇ ALINCAYA KADAR KESİNTİSİZ SÜRDÜRECEĞİZ!
TÜRKİYE’DE LAİKLİK VE AKP’NİN UYGULAMALARI
12 Eylül darbeci zihniyetinin günümüzdeki temsilcisi olan AKP iktidarı, tekçi, baskıcı ve otoriter uygulamalar üzerinden tüm topluma dayatmakta, farklı din, mezhep ve kimlikleri yok sayarak toplumu kutuplaştırmaktadır. Bilim düşmanı politika ve uygulamalar geçtiğimiz 12 yıl içinde tarihte hiç olmadığı kadar artmıştır.
Okulöncesi eğitimden üniversitelere kadar eğitim sistemi, bilimin en temel evrensel gerçekleri yok sayılarak, iktidar tarafından sürekli istismar edilen dini kural ve referanslara göre düzenlenmektedir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, yakın zamanda zorunlu din dersinin, din ve vicdan özgürlüğünün ihlali olduğuna karar vermiş olmasına rağmen Türkiye’de yıllardır okullarda zorunlu din derslerinde okutulan İslam’ın Sünni-Hanefi mezhebinin kurallarıdır. Bu durum okullarda özellikle Alevi ve gayri Müslim öğrencilere yönelik ayrımcı, dışlayıcı uygulamaların ortaya çıkmasına neden olmaktadır.
Unutulmamalıdır ki Türkiye toplumu tek dinli-tek mezhepli değildir.Kimin nasıl yaşadığı yada yaşayacağı birilerinin veya devletin tercihi olmamalıdır. İnanan, farklı inanan veya inanmayanın bir arada yaşamasının tek güvencesi gerçek ve özgürlükçü laiklik ilkesidir.
Laiklik, Cumhuriyetin çözümleyemediği meselelerden biridir. Şimdiye kadar içi boşaltılarak bir yerlere havale edilen laiklik gelişimini tamamlayamamıştır. Laiklik meselesi, toplumun kendisinin savunması gereken bir değerdir ve hiçbir gruba havale edilemeyecek kadar önemlidir.
Bütün yanlış uygulamalara rağmen AKP iktidarı ile ve özellikle son 1 yıl içersinde var olan kazanımlarda toplumun elinden alınmaya çalışılmaktadır.
Eğitimde dindar ve kindar nesil yetiştirmek için; 4+4+4 dayatması, zorunlu ve zorunlu seçmeli” din dersleri uygulaması, TEOG, YGS ve LYS`de öğrencilere din soruların sorulması, karma eğitimi kaldırma girişimleri, öğrencileri imam hatiplere yönlendirme, normal ortaokullar içinde imam hatip sınıflarının açılması, reşit olmayan kız çocuklarının zorla başının kapatılması, okullara zorunlu mescit uygulaması, ders kitapları ve müfredatta dini söylemlerin kullanılması ve içeriği itibariyle din şurası şeklinde gerçekleşen 19. Milli Eğitim Şurasında alınan kararlar, “değerler eğitimi” adı altında sunulan çağdışı uygulamalar, bizler için bardağı taşıran son damla olmuştur.
Bugün için gerçek bir Laiklik talebi ayrıştırıcı bir talep değildir ve herkes içindir. Dindar ve muhafazakâr olmayı tercih eden insanlara da seslenmek istiyorum. Hükümet kendine gelince; saraylar, jetler, ayakkabı kutuları bana gelince asgari ücret, iş kazası, fıtrat, değerler eğitimi. Yok öyle yağma, inancımla arama girme deme vaktidir.
Son olarak “iç güvenlik paketi” gibi örneklerini ancak faşist, totaliter rejimlerde göreceğimiz düzenlemelerle laik, bilimsel eğitim anlayışının yanı sıra eşit, özgür ve demokratik yaşam anlayışına karşı iktidar tarafından açık bir savaş ilanı söz konusudur. Bu yasa tasarısının nasıl uygulanacağının provası, dün 4 ilde boykot çalışması yapan sendikacı ve demokratik kitle örgütü temsilcilerine yönelik göz altı yapılmasıyla daha açık görülmüştür.
BİZ NE İSTİYORUZ?
Türkiye’de ötekileştirilenlerin ve muhalefetin en büyük eksikliği belki de nasıl bir ülke istiyoruz? sorusuna açık ve net cevaplar veremeyişimizdir.Biz laik ve bilimsel bir eğitim almak ve demokratik bir yaşam istiyoruz.
Yani fıtrat, kader kavramlarıyla örülmüş bir hayat değil, özgürlük-eşitlik-hak-adalet kavramlarının geçerli olduğu bir hayat istiyoruz. İnsanlık mirasının ortaya koyduğu çağdaş değerlerin ve bilimin ışığında yürümek istiyoruz.
O nedenle gün ayrışma değil bir araya gelme, toplumun yeniden nefes almasını sağlama günüdür. Başka hayat mümkündür. Hayatımızı nasıl yaşayacağımız bizim elimizdedir. AKP, gölge etme başka ihsan istemez!
Devletin inanç alanından elini tamamen çekmeli, inanç alanını kendi çıkarları için istismar etmekten derhal vazgeçmelidir.
AKP öncesinde de var olan ve laik devlet düzeni ile uyuşmayan; kimliklerdeki din hanesi, Diyanet İşleri Başkanlığı ve zorunlu din dersi uygulamaları ile beraber 12 yılda getirilen dinselleştirme adımları kaldırılmalıdır.
Toplumun eşit, özgür ve demokratik yaşamdan yana olan bütün ilerici emek ve demokrasi güçleri ile çocuklarımızın geleceğine sahip çıkma ve laik, bilimsel, anadilinde eğitim ve demokratik yaşam mücadelesini sürdüreceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz. 13.02.2015
Serkan DEMİR
Eğitim-Sen Esk.Şube Başkanı
