İç Güvenlik Yasası, Bizim Yasamız Değildir!
Ülkenin tamamında yasayı anlatmak istiyoruz. Protesto ediyoruz.
Ülkenin yüzde 50 sinden fazlası bu yasayı onaylamamaktadır.
‘İç Güvenlik Yasa Tasarısı’ TBMM’ye geldi,bir kısmı kabul edildi ve cumhurbaşkanı yasa çıkmadan onaylayacağını ifade etmektedir.
Daha meclisten çıkmayan, ne olduğu belli olmayan bir yasa nasıl onaylanır. Buradan halkın değil cumhurun yasası olduğu anlaşılmaktadır.
Bu yasa uluslararası hukuka ve insan haklarına aykırıdır. Bazı yazar, çizerler başka ülkelerden örnekler vererek Avrupa da uygulama olduğunu belirtmektedir. Avrupa uygulamaları bu şekilde olmayıp, bu yasa kişilerin isteklerinin toplamadır.
Yasalar kişilere göre yapılmamalıdır. Demokrasi gün gelip herkese lazım olacaktır. Bu yasa emekçilerin, işçilerin, gençlerin, bütün ezilenlerin temel hak ve özgürlüklerini, geleceğini tehdit etmektedir.
Yasaları parmak hesabı üzerinden görür, yapar isek, toplumun diğer kesimleri ile ortaklaştırmaz isek, uygulanması ve sonuçları ülkeye fayda sağlamayacaktır.
“Bu yasanın çıkarılış biçimi dahi, ilerleyen süreçte nasıl bir yasa olacağını göstermektedir.
Yasayla demokratik hakların tamamının terör olayı olarak kabul edileceğidir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Başbakan Davutoğlu’nun ve AKP kurmaylarının uygulamalarında, Yönetenlerin, kolluk kuvvetlerine, mülki idarelere, mahkemelere verilen talimatlarla, Kadınlar sokaklarda sürükleniyor, gencecik çocuklar dövülerek, vurularak öldürülüyor, gazeteciler hapse atılıyor, Grevler yasaklanıyor, kilolarca gaz kullanılıyor ve tonlarca su sıkılıyor. Ve daha niceleri.
Bugün özellikle buraya geldik. Sayın Vali bugüne kadar bazı söylemlerinde memur olduğunu unutmuştur. Siz seçilmiş değilsiniz, siz savcı değilsiniz, siz hakim değilsiniz. Hatırlatmak istiyoruz Tüm valiler devletin memurudur.
Halkın taleplerini karşılamalı, İktidarların memuru olmamalıdır.
Mevcut yasalar ile sapan kullanan ve Molotof atanlara yıllarca hapis cezası zaten veriliyor. Bu ülkede 2911 e muhalefetten ceza alan binlerce kişi mevcut.
Terörle mücadele yasası işlemektedir. Zaten birçok vatandaş mağdurdur.
Biz emek ve demokrasi güçleri Savaşa hayır demek için, Barış istediğimiz için, halk için bütçe istediğimiz için, yolsuzluklara hayır dediğimiz için sokaklara çıktık.
Bunun için sokakları teslim almak; sokaktaki toplumsal muhalefeti tamamen susturmak istiyorlar. Onların iç güvenlik dediği; doğrudan kendi güvenlikleridir. Kendilerinden hiçbir şekilde hesap sorulamayacak bir Türkiye yaratmak istiyorlar. Tam da bu nedenle ‘iç güvenlik yasasına’ ihtiyaç duyuyorlar.
Hukuk ve hukukçular bypass edilecek.
Tasarı yasalaştığında kolluk güçlerinin keyfi bir neden icat ederek özel yaşama müdahalesi daha da kolaylaşacak.
Üst, araç, işyeri, ev aramaları ve 24 saate kadar gözaltı yetkisi için hakim kararına ihtiyaç duyulmayacak. Gözaltı süresi 48 saate kadar uzatılabilecek. Hakim karşısına çıkarılma süresi 4 güne kadar uzatılabilecek. Gözaltılar, gözaltında işkenceler ve gözaltında kaybetmeler yaygınlaşacak.
Mülki amirler, kolluk kuvvetlerine savcı gibi talimat verebilecek; yönlendirmede bulunabilecektir.
Sizler bu ülkeyi paralel dinledi dediniz. Şimdi kim dinleyecek.
Hakim kararına ihtiyaç duyulmadan bir kişinin iletişimi 72 saate kadar polis tarafından dinlenebilecek, kayıt altına alınabilecek. Haberleşme özgürlüğü böylece keyfi şekilde ve açıkça ihlal edilecek.
Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde polisin gazına karşı dahi olsa yüzlerini kısmen kapatanlar 2 yıl 6 aydan 4 yıla kadar cezalandırılabilecek. Eylem sırasında polisin her türden şiddeti, yasal kılıfa bağlanacak. . Bunun adı sıkıyönetimdir.
Evrensel insan hakları yasaları şiddet, işkence ve zulüm karşısında her türlü direnişi tüm yasaların üstünde meşru ve tartışılamaz bir hak olarak görür. AKP’nin ‘iç güvenlik yasa tasarısını’ böyle anlayarak tasarının yasalaşmaması için güçlerimizi birleştirmek ve direnmek zorundayız.
EMEK VE DEMOKRASİ GÜÇLERİ ADINA;
Yalçın MUTLU
Ses Şube Başkanı – KESK Dönem Sözcüsü
