25-26 Nisan 2015 tarilerinde gerçekleştirdiğimiz Toplu Sözlşeme Kurultayımız gerçekleşmiştir.
Kurultayda, toplu sözleşmeli grev hakkının ortadan kaldırıldığı ve toplu sözleşme imza yetkisinin yandaş sendikalara tanındığı bir ortamda mücadele perspektifimizin nasıl kurgulanması gerektiği üzerine tartışmalar yürütülmüştür. Bu tartışmalardaki temel görüşler ve değerlendirmeler sonucunda sonuç bildirgemiz hazırlanmıştır
25-26 NİSAN 2015 TİS KURULTAYI SONUÇ BİLDİRGESİ
Sendikamız 25-26 Nisan tarihlerinde Ankara’da Toplu İş Sözleşmesi kurultayını gerçekleştirmiştir.
Kurultayda, toplu sözleşmeli grev hakkının ortadan kaldırıldığı ve toplu sözleşme imza yetkisinin yandaş sendikalara tanındığı bir ortamda mücadele perspektifimizin nasıl kurgulanması gerektiği üzerine tartışmalar yürütülmüştür. Bu tartışmalardaki temel görüşler ve değerlendirmeler,
İktidar yandaş sendikalarıyla birlikte TİS sürecini şimdiden güdük bırakmış ve emekçilerle muhataplık ilişkisinden kaçmaya çalışmaktadır. Yüzdelik zamlar ve daraltılmış taleplere sıkıştırılan TİS süreci toplum tarafında karşılık bulamadığı gibi, iktidarın manipülasyonu ile de emekçiler yalnızlaştırılmaktadır. Bundan dolayı önümüzdeki dönemin TİS muhatabı toplum’dur. Önümüzdeki dönemin mücadele programının temel başlığı “güvencesizlik” oluştururken bu durum aynı zamanda toplumun “sağlık güvencesizliği” anlamına da gelmektedir.
Bu nedenle de önümüzdeki dönem sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin taleplerinin yanı sıra “Toplumun Sağlık Güvencesi” temasını da öne çıkartılması gerekmektedir..
Sendikamız, grevli toplu sözleşme hakkının gerçek anlamda tanınması ve bu hakkın fiili olarak hayata geçirilmesi için mücadelesini ve perspektifini var olan yasalar ve kısıtlı uygulamalarla sınırlamaksızın fiili bir mücadele hattını örgütlemek üzere bir kararlılık ifade etmiştir
1- Toplu sözleşme sürecinin, hükümet ve yandaş sendika düzlemine sıkışmış bir süreç olmaktan çıkartılması için uzun soluklu bir mücadele perspektifinin oluşturulması
2- Toplu sözleşmenin en geniş anlamıyla sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin taleplerinin yanı sıra halkın taleplerinin de gündemleştirildiği ve toplumsallaştırıldığı, hak kayıplarına karşı örgütlenme mücadelesinin ivme kazanacağı bir süreç olarak ele alınması gerekliliği üzerine yoğunlaşmıştır.
Bu süreçlerin bir adımı olarak tüm sağlık ve sosyal hizmet emekçilerini kapsayan talepler ve emekçilerin yaşadıkları hak kayıpları ile nitelikli, erişilebilir, anadilinde ve ücretsiz sağlık ve sosyal hizmet hakkı taleplerini belirlemek, emekçileri bu talepler etrafında birleştirecek bir mücadele platformu oluşturulması bir hedef olarak benimsenmiştir.
3- Mücadele ortak bir şekilde yürütülmeli ve tüm emekçilerin üye – sendika ayrımı olmaksızın birlikte örgütlenebilmesi gerekmektedir.
Kurultay öncesinde işyerlerinde, şube ve temsilciliklerimizde üyelerimiz ve üye olmayan emekçiler ile birlikte anketler, toplantılar ve çalıştaylar aracılığı ile oluşturulan talepler, kurultayda altı konu başlığı altında gerçekleştirilen atölye çalışmaları ile bir araya getirilmiştir.
Atölye başlıklarımız:
1-Ücret ve özlük hakları, (mali haklar)
2-Sosyal haklar,
3-Çalışma koşulları ve ilişkileri
4-Kamu emekçilerinin sağlık ve güvenliği ile sosyal güvenlik
5-Yönetime katılma ve demokratikleştirme,
6-Kadın emekçilerin hakları
1. Sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin talepleri halkın sağlık ve sosyal hizmet hakkından bağımsız ve ayrı değildir. TİS taleplerimizi oluştururken ve bunları kamuoyu ve hizmet alanlarla paylaşırken, bu bağlantıyı daha görünür hale getirmemiz gerekmektedir
2. Sağlık ve sosyal hizmetlerde demokratikleşmenin, halk ayağı olmadan gerçekleşmeyeceği ve bu sebeple bütün süreçlerinde emekçiler ve örgütleri ile birlikte tüm toplumun dahil edilmesi ve bu durum ile ilgili gerekli mekanizmalarin oluşturulması gerekmektedir
3. Uzun süredir mücadele yürüttüğümüz insanca yaşayacağımız temel ücret, ek ödemelerin emekliliğe yansıtılması, sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin fiili hizmet hakkı, asgari ücretten kesilen vergi ve diğer tüm kesintilerin kaldırılması, güvencesiz çalıştırmanın kaldırılması ve tüm çalışanların kadroya alınması, sağlık ve sosyal hizmet hakkının herkes için ücretsiz, erişilebilir, nitelikli ve anadilinde olması toplu sözleşme sürecinde yürüteceğimiz çalışmalarda temel taleplerimizin başında olacaktır.
Atölyelerde yürütülen tartışma sonuçlarından konfederasyonumuzca ortaklaştırılacak metin için şu tavsiye kararları çıkmıştır:
-Başta aile tanımı olmak üzere toplu sözleşme metninde yer alan tüm tanım ve kavramların toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde gözden geçirilmesi ve bu yönde ve gerekli değişikliklerin yapılması gerekmektedir.
-KESK’in daha önceki toplu sözleşme metinlerinde de yer alan yurttaşlık ödeneği kavramının vatandaş olanlarla sınırlanmaksızın herkesi kapsayacak biçimde ele alınması gerektiği vurgulanmıştır.
-Toplu sözleşme talepleri arasında önemli bir başlık olan kreş, servis, yemek gibi tüm hizmetlerin ayrım ve statü farkı gözetmeksizin tüm sağlık ve sosyal hizmet emekçileri için ücretsiz ve nitelikli olmasının yanı sıra bu hizmetlerin taşeron şirketler aracılığıyla ve güvencesiz emek ile değil kamu eliyle ve güvenceli emekçiler üzerinden sunulması gerektiği vurgulanmıştır.
– İşyerlerinden başlayarak kamu hizmetinin üretildiği ve örgütlendiği tüm birimlerde emekçilerin eşit biçimde yönetime katılması ve yönetimlerin demokratikleştirilmesi için mücadele edilmesi gerekmektedir.
– Sağlık ve sosyal hizmet alanı iktidarın ve hiyerarşinin en belirgin yaşandığı alanlardan biridir. Bu nedenle emekçilerinin sağlık ve sosyal hizmet alanında her kademedeki yöneticileri seçebileceği demokratik bir seçim sisteminin oluşturulması ve seçilen yöneticilerin belirli bir süre sınırı ile seçilip yine sağlık emekçileri tarafından geri çağrılabileceği, sendika, dernek ve meslek odalarından temsilcilerin sürece dahil olacağı mekanizmaların oluşturulması
-Sağlık ve sosyal hizmet alanı toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin en yoğun yaşandığı alanlardan bir tanesidir. TÜİK verilerine göre çalışanların %67’sinin kadın olduğu ve kadın emeğinin bu kadar yoğun olduğu bir alan olmasına rağmen toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin bir yansıması olarak kadın emeği bakım hizmetlerine sıkıştırılmış ve karar verme süreçlerinde yok sayılmıştır. Bu nedenle yönetim kademeleri için pozitif ayrımcılık ilkesi gözetilerek kadın kotaları getirilmelidir.
-Asgari ücret yoksulluk sınırı üzerine çıkartılmalı ve asgari ücret üzerindeki tüm vergi ve kesintiler kaldırılmalıdır.
-İşyerlerinde emekçilerin güvenliği ile ilgili önlemler alınmalı ve bazen ölüm ile bile sonuçlanabilen riskleri bertaraf edecek düzenlemeler toplu sözleşme metinlerinde öne çıkartılmalı ve bu konuda uluslararası sözleşmelerin standartları vurgulanmalıdır.
Yürütülen tartışmaların genel çerçevesi şu şekildedir:
1-Örgütlenme ve ifade özgürlüğünün yanı sıra protesto hakkının önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. Emekçilerin yönetime ve karar alma mekanizmalarına her düzeyde katılımı sağlanmalıdır.
2- Tüm emekçiler güvenceli çalışma hakkına kavuşturulmalıdır. Taşeron şirketler aracılığıyla mal ve hizmet alımı, güvencesiz biçimde personel çalıştırılması, performansa dayalı çalışma sistemi hem iş barışını bozmakta, hem iş kazalarının ve ölümlerin artışına sebep olmakta hem de üretilen hizmetin niteliğini bozmaktadır.
3- Emekçilerin sağlığını ve güvenliğini tehdit eden, sağlık ve sosyal hizmeti halk için de hak olmaktan çıkartıp parası olanın yararlanabildiği metaya dönüştüren neoliberal sağlık, sosyal güvenlik ve sosyal hizmet politikalarından derhal vazgeçilmelidir. Anne-çocuk ve kadın sağlığı konusundaki tüm hizmetler özellikle de koruyucu sağlık hizmetleri vatandaş olan/olmayan ayrımı gözetmeksizin herkes için ücretsiz, erişilebilir ve anadilinde verilmelidir.
4-İşçi sağlığı ve işyeri güvenliği konusunda işyerlerinden başlayarak tüm karar alma mekanizmaları emekçileri içerecek biçimde demokratikleştirilmeli ve çalışılan birimlerin ve emekçilerin özel ihtiyaçları ve koşulları göz önünde bulundurularak işyerlerinde sağlık ve güvenlik ile ilgili düzenlemeler uluslararası sözleşmeler de gözetilerek yerine getirilmelidir. İş yerlerinde sağlık emekçilerine yönelik din, etnisite, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği, engellilik, yaş vb. kaynaklı ayrımcılık biçimlerine yol veren tüm uygulamalar kaldırılmalı, ayrımcılıkla mücadele için başvuru masaları oluşturulmalıdır.
5-Sağlık ve sosyal hizmetler alanındaki en düşük ücret yoksulluk sınırının üstünde olmalı ve asgari ücretten herhangi bir kesinti yapılmamalıdır. Tüm emekçiler artan milli gelirden refah payı almalı ve ücretler enflasyondan korunmalıdır. Eşit işe eşit ücret ödenmelidir. Ücretler belirlenirken, mesai, fazla çalışma, riskli birimlerde çalışma, hafta sonu çalışma, resmi tatillerde çalışma gibi unsurlar göz önünde bulundurularak düzenleme yapılmalıdır. Performansa dayalı çalıştırma ortadan kaldırılmalı ve temel ücretler insanca yaşayacak bir düzeye getirilmelidir. Temel ücret belirlenirken eğitim giderleri, çocuk bakım ücreti, konut edinme, sağlık vb. giderler esas alınmalıdır. Yemek, giyecek, yakacak ve çocuk yardımları günümüz yaşam koşulları gözetilerek güncellenmeli ve bu haklar için yapılan ödemeler sembolik bir katkı olmaktan çıkarılmalıdır. Servis, yemek ve kreş hizmetleri tüm kamu emekçileri için ücretsiz olmalıdır. Nöbet tutulan ve vardiyalı birimlerde çalışan emekçiler gözetilerek 24 saat açık, anadilinde ve nitelikli hizmet veren ve kamu eliyle örgütlenmiş kreş hizmeti sunulmalıdır.
6- Meslek ve iş tanımları düzenlenmeli ve çalışma standartları emekçiler tarafından belirlenmelidir. Uzun saatler çalışma engellenmeli ve angarya yasaklanmalıdır. Fazla çalışma kapsamına giren gece nöbeti katsayısı 3 ile, hafta sonu mesaisi 2 ile ve bayram günlerinde mesai 4 birim saat çarpılarak ödenmelidir. İzinler, emekçilerin doğum, engellilik, riskli ve ağır koşullarda çalışma, çocuk bakımı, kronik hastalıklara yönelik tedavi ihtiyacı vb. gözetilerek düzenlenmelidir. Var olan izin süreleri arttırılmalı, izinler iş günü üzerinden belirlenmelidir. İzinlerin kullanımında zamanlama konusunda emekçilerin söz hakkının yok sayılması kabul edilemez.
7- Emeklilik yaşı Türkiye’deki zorlu çalışma koşulları, çalışılan işin niteliği, kadın, engellilik, kronik hastalıklar, yıpranma ve mesleki riskler göz önünde bulundurularak düşürülmeli, emekli maaşlarından herhangi bir kesinti yapılmamalı, alınan ücretler tümüyle emekli maaşına yansıtılmalıdır.
8- Sağlık ve sosyal hizmet eğitimi veren kurumlarda ve hizmet içi eğitimlerde, toplumsal cinsiyet eşitliği ve ayrımcılık önemli bir başlık olarak ve tüm diğer derslere içerilmiş biçimde yer almalıdır. Sağlık, sosyal güvenlik ve sosyal hizmet bütçeleri toplumsal cinsiyet eşitliğine dayalı bir mantıkla ve emekçilerin tüm haklarını gözeten bir anlayışla hazırlanmalıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve sosyal politikalar ile ilgili tüm kurumların işleyişi toplumsal cinsiyet eşitliği ve adalet temelinde yeniden yapılandırılmalı, bu yeniden yapılandırmada da hak temelli kadın ve LGBTİ örgütleri de söz sahibi olarak içerilmelidir.
MERKEZ YÖNETİM KURULU
