Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının kurulması ile sosyal hizmetlerin yeniden yapılandırılması kapsamında yapılan tüm uygulamalar, sosyal hizmet emekçilerinin yaşadığı sorunları çözmek bir yana daha da derinleştirmiştir. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı sosyal hizmetleri AKP iktidarının planlarının bir uzantısı olarak şekillendirdiği gibi, sosyal hizmet emekçilerini de mağdur etmektedir.
AKP’nin tüm alanlarda yaygınlaştırmak istediği güvencesiz, esnek, kuralsız ve angarya çalışma sosyal hizmet alanında çalışan emekçiler için de geçerlidir.
Bizler, AKP iktidarı ve Memur-Sen eliyle oluşturulan toplu sözleşme düzeninin gerçek bir toplu sözleşme düzeni olmaktan çok uzak olduğunu biliyoruz. Son imzalanan sözleşmenin(!) sonuçlarını ise halen yaşıyoruz. Sözleşme masasına götürülen 1152 talepten sadece 18’i sözleşmeye konu olabildi, üstelik onlar da sorunları çözmekten uzaktı. Doğru düzgün zam alamadık, enflasyon farkı altında ezildik.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bünyesinde hizmet alımı yoluyla çalıştırılanların sayısı, yani güvencesiz çalıştırılanların sayısı, kadrolu çalışanların sayısını geçmiştir. Hizmet alımı ve farklı istihdam biçimleri ile çalıştırılanlar kadroya alınmalıdır.
Çalışma koşullarımız düzeltilmeli, angarya, esnek ve fazla çalışma kaldırılmalı, iş yükü azaltılmalıdır. Personel eksiği kadrolu çalışanlar istihdam edilerek giderilmelidir.
Sosyal hizmetler ağır ve tehlikeli işler kapsamında değerlendirilmeli; sosyal hizmet emekçilerinin yıpranma payı ve fiili hizmet zammı hakkı verilmelidir.
alanda farklı statülerde ve farklı koşullarda çalışılma oluşturulmuştur. Çeşitli biçimlerde tutulan nöbetler karşılığında ise ya ücret alınamamakta, ya da çok cüzi miktarlara denk gelmekte ve keyfi uygulamalar yaşanmaktadır.
Bir dönem sosyal hizmet emekçilerine verilen tazminat ise yıllar içinde sabit kalması sağlanarak anlamsız bir biçime dönüşmüştür. Denge tazminatı iki katına çıkartılarak maaşa ve emekliliğe yansıtılmalıdır. Maaş dışı tüm ödemeler de emekliliğe yansıtılmalıdır.
Sosyal hizmet kurumlarında çalışan sosyal hizmet uzmanı, psikolog, sosyolog, öğretmen ve çocuk gelişimci vb. mesleklerin birikimlerinden yararlanmak, ekip çalışmasını güçlendirerek daha bütünlüklü hizmetler sağlanmasını güçlendirmek yerine, “sosyal çalışma görevlisi” adı altında yeni bir tanımlama getirilmiş, herkesin “sosyal çalışma görevlisi” adı ile her işi yapmasının istenebildiği bir sistem oluşturulmuştur. Meslek tanımları, mesleklerin sorumluluk alanları ve sınırları çerçevesinde yeniden tanımlanmalı, çalışanların keyfi ve görevleri olmayan işleri yapmaya zorlanması engellenmelidir.
Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği ile tayin ve yer değiştirme hiç bir kurumda olmayan koşullara ve kriterlere bağlanarak emekçiler mağdur edilmektedir. Bu hukuksuz yönetmelik derhal kaldırılmalı; mevcut yönetmelik nedeniyle yaşanan mağduriyetler giderilmelidir.
Sosyal hizmetlerde kadrolaşmaya son verilmelidir.
Uzun süre yapılmayan görevde yükselme sınavı hak kayıplarına neden olmuştur. Görevde Yükselme Sınavı Yönetmeliği ile getirilen sözlü mülakat koşulu kaldırılmalı, sadece puan esas alınmalı görevde yükselme sınavı bir an önce yapılmalıdır.
Sosyal hizmetler baskılar, haksız ve keyfi soruşturmalar, mobbing engellenmelidir.
Yemek, giyim, yakacak, ulaşım ve çocuk yardımları günümüz yaşam koşulları gözetilerek güncellenmeli ve bu haklar için yapılan ödemeler sembolik bir katkı olmaktan çıkarılmalıdır.
Yıllık izinler işgünü üzerinden belirlenmeli ve artırılmalıdır. Yıllık izin ve raporlu olunan günler için öğretmenlerin ek dersi ile sosyal hizmet çalışanlarının özel hizmet tazminatından kesinti yapılmamalıdır.
Sosyal hizmet emekçilerinin sosyal incelemeler ve evde hizmet verilmesi gereken durumlar başta olmak üzere güvenliklerinin sağlanması için gerekli tedbirler alınmalıdır.
Bakanlığa bağlı olarak çalışan sosyologlar 2012 yılında çıkartılan bir kanun nedeniyle 1 derece hak kaybına uğramışlardır. Bu hak kaybının giderilmesi için gerekli girişimler Bakanlık tarafından yapılmalı; memuriyete başlangıç derecelerinin geriye dönük olarak yeniden düzenlenmesi sağlanmalıdır.
Yardımcı hizmetler sınıfında çalışan emekçiler fiilen genel idari hizmetler sınıfının işini yapmalarına rağmen yaptıkları işin karşılığı olan ekonomik hakları alamamaktadırlar. Bu şekilde çalışanların fiilen yaptıkları işe uygun şekilde haklarının verilmesi sağlanmalı; ya da sınavsız geçiş yada yapılacak adil bir sınavla genel idari hizmetler sınıfına geçirilmelidir.
Tüm bu sorumluluklarını yerine getirmeyenler, her ailenin bir sosyal hizmet uzmanı olacak politikası yürütmeye başlamış, bir taraftanda çalışmalarını derneklere devretmeye başlamıştır.
