TİS Süreci Hakkında Bilgilendirme

manşet-1024x678

2016-2017 TİS görüşmeleri 3 Ağustos 2015 tarihinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda yapılan toplantı ile başlamıştır.

Sürece ilişkin yaklaşımlarımızı ve taleplerimizi ifade etmek üzere KESK’e bağlı sendikalarımızın şube ve temsilciliklerindeki yürütme, denetleme ve disiplin kurulu üyeleri başta olmak üzere yüzlerce üyemiz sabahın erken saatlerinde Ankara AŞTİ önünde toplanmıştır. Güvenlik güçleri henüz başlamayan yürüyüşe hiçbir şekilde izin vermeyeceklerini söyleyerek ortamı germiş, her TİS sürecinde yaptığımız gibi en demokratik hakkımızı kullanarak, Bakanlığın önüne kadar yürüyüp orada heyetimizi içeri uğurlayacağımızı ısrarla belirtmemize rağmen gazla, kalkanla ve copla saldırmıştır.

Polisin tüm saldırı ve baskısına rağmen üyelerimiz kararlı bir duruş sergileyerek ÇSGB önüne yürümüşler, KESK Heyeti, Bakanlık önünde yapılan basın açıklamasının ardından toplantı salonuna geçmiştir. TİS görüşmeleri için Bakanlıktaki toplantı salonuna giren Eş Genel Başkanımız Lami ÖZGEN, basın önünde durumu protesto ederek KESK üyelerine yapılan saldırıyı kınamıştır.

Çalışma Bakanlığı dışında yapılan engellemeler, salon içinde de devam etmiş heyet içinde yer alan Kadın Sekreterimiz ile Hukuk, TİS ve Uluslararası İlişkiler Sekreterimizin oturacağı yer sorun edilmiş, heyet sayısında kısıtlamaya gitmemiz istenmiştir. Yürütme Kurulu üyelerimizin içeride bulunmalarına dahi tahammül edemeyen MEMUR SEN’liler provokatif tutumlar geliştirmişlerdir. Basın emekçileri önünde yaşanan tartışmada hem Devlet Personel Başkanlığı yetkilileri hem de MEMUR SEN’lilerin yaklaşımları teşhir edilmiştir.

3. Oturum 12 Ağustos 2015 Çarşamba

İkinci oturum 11 Ağustos 2015, Salı gününe ertelenmişti. Ancak ikinci oturum son anda “ÇSGB Bakanı Faruk ÇELİK’in gelememesi” gerekçe gösterilerek 12 ağustos 2015, Çarşamba günü saat 11.00’e ertelenmiştir.

12.08.2015 yapılan üçüncü oturumun gündemi Devlet Personel Başkanlığı (DPB) tarafından “1-Hizmet Kollarına İlişkin Komisyon Çalışmalarının Genel Sunumu ve Müzakeresi, 2- Genele İlişkin Taleplerin Değerlendirilmesine Dair Komisyonun Kurulması, 3- Geri Kalan Sürece İlişkin Çalışma Takviminin Belirlenmesi” olarak açıklanmıştır.

Konfederasyonumuz Eş Genel Başkanı Lami ÖZGEN, konuşmasında hizmet kollarına ilişkin yapılan çalışmanın raporunun diğer konfederasyonlara da verilmesi gerektiğini, Hükümetin bilinçli olarak kendi teklifini halen sunmadığını, bilerek son günlere kadar beklettiğini, bunun yasaya ve TİS sistemine aykırı olduğunu ifade etmiştir. Eş Genel Başkanımız konuşmasının devamında; Konfederasyonumuzun kadın taleplerinin sunulmasıyla ilgili ilk toplantıda dile getirdiği hususları tekrarlayarak KESK Kadın Sekreterinin bu talepleri masada ifade edeceğini belirtmiştir. Çalışma Bakanı talebimizi kabul ederek Kadın Sekreterimiz Gülistan ATASOY’a söz verileceğini ifade etmiştir.

Kadın taleplerimizi dile getirmek üzere Eş Genel Başkanımız yerini Kadın Sekreterimize bırakmıştır. Bunun üzerine Yandaş Konfederasyonun Genel Başkanı başta olmak üzere bağlı yandaş sendika başkanları bu duruma itiraz edip KESK Kadın Sekreterinin masada oturamayacağını, kadın taleplerinin ayrı olarak dile getirilemeyeceğini belirtip AKP iktidarının “Kadın Olarak Sen Sus” anlayışını TİS masasında pervasızca sergilemişlerdir.

Çalışma Bakanı “taktiksel” olarak söz hakkı vermiş olacak ki, MEMUR SEN’in itirazlarını gerekçe gösterip Kadın Sekreterimizin taleplerimizi masada değil oturduğu yerden ifade etmesini istemiş, TİS masasında kimlerin oturacağının yönetmelikle belirlendiğini, yönetmelikte TİS masasında Konfederasyonlar ve yetkili sendikaların

Genel Başkanlarının oturacağının ifade edildiğini söylemiştir. Kadın Sekreterimiz kadın taleplerimizin genel talepler içinde yer aldığını, bu nedenle TİS masasında ifade edilmesi gerektiğini söylemiştir. Ancak Bakan ısrarla

Kadın Sekreterimizin yerine geçerek kendisine verilecek bir mikrofon aracılığıyla talepleri dile getirmesini istemiştir. Kadın sekreterimiz kadın taleplerinin tali ve geçiştirilecek talepler olmadığını, masa bileşimine bakıldığında bile tek bir kadının bulunmamasının taleplerimize nasıl yaklaşıldığını ele verdiğini, eğer TİS masasında dile getirilmeyecekse geçiştirme amacını taşıyan bir yöntemi kabul etmeyeceğimizi belirterek net tutumumuzu bir kez daha sergilemiştir. MEMUR SEN’in ve Hükümetin eril, muhafazakâr ve içinde mobbingi barındıran yaklaşımını bir kez daha eleştiren ve kınayan Eş Genel Başkanımız, bu tavrın TİS masasının bir ayıbı olarak tarihe geçtiğini ancak er ya da geç kadınların TİS masasında kendi taleplerini dile getirip kazanımlar elde edinceye kadar mücadele edeceklerini ifade etmiştir.

KESK Heyeti konu ile ilgili olarak öğle saatlerinde basın mensuplarına açıklama yaparak bilgi vermiştir.

Hizmet kolları talepleri ile ilgili MEMUR SEN’e bağlı sendikalar tarafından iletilen 743 talepten sadece 241’inin hizmet kolu kapsamında görüşülebileceğine dair bilgi verilmiş olup, hizmet kolu talepleri ile ilgili görüşmelere geçilmiştir. Görüşme biçimi yetkili sendika başkanının raporu tekrar anlatmasından ibaret olup herhangi bir müzakere yürütülmemiştir. Geçici AKP Hükümeti adına masada bulunan Kamu işveren heyeti adeta oyalama taktiği izleyerek zaman kazanmakta, MEMUR SEN ise kendisine verilen görevi “en iyi şekilde yapmanın” telaşı içindedir.
Sağlık-Sen’in bulunduğu komisyonun hazırladığı toplu sözleşme teklifi, 12 Ağustos’ta yapılan toplantıda paylaşılmıştır.

İş kolumuzla ilgili Sağlık-Sen tarafından sunulan toplu sözleşme teklifi ve teklifle ilgili sendikamızın değerlendirmeleri aşağıda yer almaktadır.

1-Sağlık-Sen fazla çalışmanın daha da önünü açacak teklifte bulunuyor
Sağlık-Sen, zaten uzun nöbetler ve fazla çalışma saatleri altında ezilen sağlık ve sosyal hizmet emekçileri için fazla çalışmanın önünü daha da açacak tekliflerde bulunmuştur. Şöyle ki:
Teklifin 42. maddesinde : “(2) 657 sayılı Kanunun ek 33. maddesinin birinci fıkrasındaki nöbet süresi kesintisiz 6 saatten az olmamak üzere koşulu kesintisiz 3 saatten az olmamak üzere şeklinde uygulanır. Ayrıca hiçbir şekilde 130 saatten fazlası için ödeme yapılmaz şartı uygulanmaz.”denmektedir. 657 sayılı Kanundaki bu düzenleme, sağlık emekçilerinin 130 saatten fazla çalıştırılmalarının engellenmesine yönelik kısmi de olsa bir hukuksal dayanak oluşturmaktadır. Mevcut durumda, bu düzenlemeye rağmen bile sağlık emekçileri ücreti bile ödenmeden 130 saatten fazla çalıştırılmaktadır. Sağlık-Sen’in “hiçbir şekilde 130 saatten fazlası için ödeme yapılmaz şartının uygulanmaması” teklifi, her ne kadar emekçilerin çalışmalarının karşılığının alınması içinmiş gibi görünse de, asıl olarak sağlık emekçileri için 130 saat ve üzeri fazla çalışmanın önünü daha da açacak bir tekliftir ve kabul edilemezdir.
SES olarak talebimiz fazla çalıştırmanın yasaklanmasıdır.

2)- Sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin çalışma koşullarının düzenlenmesi ile ilgili herhangi bir düzenleme teklifi Sağlık-Sen’in teklifinde yer alamamıştır. Personel eksikliği, buna bağlı olarak ağır çalışma koşulları, fazla çalışma, angarya, meslek tanımları ve sınırlarının yeniden düzenlenmesi, güvenceli çalışma başta olmak üzere çalışma koşullarındaki problemler Sağlık-Sen’in sözleşme teklifinde herhangi bir şekilde yer almamıştır.

3)- Sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin acil sorunlarından olan, can güvenliği başta olmak üzere risk altında bulunulan çalışma koşullarına karşı sağlık çalışanlarının sağlığı ve güvenliği ile ilgili önlemler alınmasına yönelik hiç bir teklif maddesi bulunmamaktadır. Sağlık-Sen sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin güvenliği için hiç bir söz söylememektedir.

4) – Sağlık-Sen, sağlık emekçilerine yönelik şiddetin görüşülecek konular arasında yer almasını sağlayamamıştır.Teklif olarak sundukları madde de zaten sağlık emekçilerine yönelik şiddete neden olan koşulların ve uygulamaların kaldırılmasına, şiddeti engellemeye yönelik değildir. Şiddet uygulayanların sağlık giderlerinin 6 ay boyunca SGK tarafından değil kişi tarafından ödenmesini içeren bir yaptırım önerisidir. Dolayısıyla Sağlık-Sen sağlıkta şiddeti salt bir cezalandırma ile çözülebileceğini düşüyor olmalı ki böyle bir öneri getirmiştir. Ne yazık ki bir sağlık sendikası, “sağlık hizmetinden ücretsiz yararlanmama, yani parasını vererek yararlanmayı” bir cezalandırma yöntemi olarak önermiş bulunmaktadır. Sağlık hakkından yararlanma,yararlandırılmama kimseye bir ceza/yaptırım olarak önerilemez.

5)- Sağlık-Sen’in teklifini ağırlı olarak performans puanlarında değişiklikler, ek ödemeler ve nöbet ücretleri ile ilgili düzenlemelerdir.
Ancak performans sistemi, yama yapılarak düzeltilebilecek bir sistem değildir. Performansa dayalı çalışma ve ücretlendirme hem sağlık emekçileri hem de hizmet alanlar için ortadan kaldırılması gereken bir uygulamadır. Performansa dayalı ücretlendirme ortadan kaldırılmalıdır.

6) Sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin en sık karşılaştıkları sorunlardan biri geçici görevlendirmelerdir. Personel yetersizliği nedeniyle açıkları kapatmak için sıkça başvurulan bir yöntem olan geçici görevlendirme, aynı zamanda sıkça yasal dayanaktan yoksun, keyfi ve gerekçesiz şekillerde sağlık emekçilerini cezalandırma, baskı ve yıldırma aracı olarak da kullanılmaktadır.
Sağlık-Sen’in teklifinde, emekçilerin sıkça karşılaştığı geçici görevlendirmeler konusu, gerekçe gösterilen personel eksikliğinin giderilmesi ya da uygulamaların düzenlenmesine yönelik herhangi bir önermede bulunulmamaktadır.
Öncelikle personel eksikliğinin giderilmesi için çalışma yapılmalı. bu tamamlanana kadar ise geçici görevlendirmelere sendika, oda, dernek ve çalışanların içinde yer aldığı bir kurul tarafından karar verilmeli, kurul kararı dışındaki görevlendirmeler sürgün olarak kabul edilmelidir.

7) Taşeron çalışma ve güvencesiz çalışma biçimlerinin ortadan kaldırılmasına yönelik bir yaklaşım Sağlık-Sen’in teklifinde hiç bir şekilde yer bulmamaktadır. Tersine, güvencesiz çalışma biçimlerini meşrulaştıracak ve bu çalışma biçimlerinin kalıcılığına yönelik öneriler teklifte yer almaktadır.

Çalışma Bakanı 13 Ağustos 2015, Perşembe günü genel talepler ile ilgili komisyon çalışması yapılacağını, 14 Ağustos 2015, Cuma günü TİS görüşmelerinin yapılacağını, Hükümetin talepler karşısındaki tutumu ve kendi teklifini Cuma günü açıklayacağını ifade etmiştir.

4. Oturum 14 Ağustos 2015 Cuma

Toplantı Çalışma Bakanı Faruk Çelik’in iş veren heyetinin tekliflerini açıklamasıyla başladı. Çalışma Bakanının teklif olarak getirdiği maddelerin başında 2013 TİS görüşmelerinde bağıtlanmış ancak hayata geçirilmemiş eski kazanımlar ifade edildi. Yeni kazanım olarak sunulan bu maddelerin bir kısmını 2013 TİS görüşmelerinde üç konfederasyon ve iş veren heyeti tarafından üzerinde uzlaşılmış ve KPDK’ya sevk edilerek o günden bu yana hayata geçirilmeyerek çürümeye bırakılan ve genel taleplerden oluşan 17 madde oluşturmaktadır. Diğer kısmını ise yine daha önceki TİS sürecinde üzerinde anlaşma sağlandığı halde uygulanmayan iş kolu taleplerini içeren 85 madde oluşturmaktadır. Önceki TİS’in kazanımlarından olan ancak hükümetin hayata geçirmeyerek aslında suç işlediği bu maddeler 2016-2017 TİS sürecinin yeni kazanımları olarak sunularak maniple edilmeye çalışılmıştır. Bizim açımızdan ise siyasi iktidarın işlediği suçu itirafından öte bir anlam ifade etmemektedir.
Öte yandan çalışma bakanı iş kolu ve genel taleplere dönük teknik komisyon çalışmalarının devam ettiğini ve önümüzdeki hafta yapılacak toplantılarda bunları müzakere etmeye devam edeceklerini söyleyerek, ücret artışına dönük teklifini 2016 yılının Ocak ve Temmuz aylarında gerçekleşmek üzere %4+ %4, 2017 yılının Ocak ve Temmuz aylarında gerçekleşmek üzere ise %3+ %3 ücret artışı teklif ettiklerini, bunun yanında bu oranların enflasyonun altında kalması durumunda enflasyon farkının ücretlere yansıtılacağını basına açık şekilde ifade etti.
Bakanın hemen ardından, Memur sen heyeti ayağa kalktı. Memur sen başkanı Ali Yalçın, bakanın sunduğu teklifi yeniden gözden geçirmesini beklediklerini, büyümeden pay ve temel ücrete yapılacak seyyanen zam meselelerinin de iş veren heyeti tarafından değerlendirilmesini beklediklerini, “Cumanın feyzi ve bereketini almak için” memur sen heyeti olarak ayrılmak istediklerini, bu toplantının burada sona erdirilerek daha sonraki günlerde yeni teklifle bir araya gelinmesi gerektiğini ifade etti.
Bunun üzerine çalışma bakanı teşekkür ederek toplantıyı bitirdiğini ilan edince, KESK ve Kamu sen itiraz etti. Konfederasyonumuz Eş Genel Başkanı Lami Özgen,iş veren heyetinin sunduğu tekliflerle ilgili diğer konfederasyonların da görüşlerini paylaşmadan toplantının bitirilmesinin usule aykırı ve kabul edilemez olduğunu ifade etti. Çalışma bakanı bir yandan toplantıların devam edeceğini, diğer konfederasyonların görüşlerini daha sonra dinleyebileceklerini ifade ederken diğer yandan KESK’in kınama ve protestosu eşliğinde Memur sen heyeti ile birlikte adeta salondan kaçtı.
İş veren ve Memur sen heyetinin salondan birlikte kaçarcasına ayrılmalarının ardından canlı yayına devam eden basın önünde Eş Genel Başkanımız Lami Özgen ve heyetimizin bir açıklama yapacağını gören Kamu Sen heyeti de açıklamamıza dahil olmuş ve Kamu sen başkanı da sonrasında bir açıklama yapmıştır.
Konfederasyonumuz Eş Genel Başkanı Lami Özgen yaptığı açıklamada “Geçici Savaş Hükümeti’nin” bağıtlama yetkisi olmadığını bir kez daha kanıtladığını ifade etti. Memur-Sen ile AKP arasında danışıklı dövüş yaşandığını belirten Eş Genel Başkanımız, iki gün önce (12 Ağustos 2015 tarihinde) Memur-Sen Başkanı Ali Yalçın, Çalışma Bakanı Faruk Çelik, Başbakan Davutoğlu ve AKP Genel Başkan Yardımcısı Öznur Çalık’ın görüştüğünü hatırlatarak, bu görüşmede kendi TİS masalarını kurmak suretiyle, kamu emekçilerinin haklarını peşkeş çekildiğini söyledi.
Eş Genel Başkanımız, “Biz emek sarf ediyoruz, hizmet üretiyoruz. Emeğimizin karşılığını onurlu bir ücret, onurlu bir yaşam olarak talep ediyoruz. Hiç kimsenin enflasyon oranı altında bize sunacağı yüzdelik zam sadakasına ihtiyacımız yok. Kamu emekçileri olarak ihtiyacımız yok. KESK olarak ihtiyacımız yok. Sayın bakan tekliflerini sunup bizim hakkımızı gasp edip kaçıp gitmiştir. 2014 yılındaki enflasyon kayıplarımız söz konusu dahi edilmemiştir. 12 ay çalışıp 11 ay maaş aldık. Bu kayıplarımızın bile telafi edilmediği bir teklife rağmen, daha düne kadar A,B,C planlarımız var diyen Memur Sen bu teklifler karşısında susmuştur, Cuma namazını bahane ederek bakan ile birlikte kaçmıştır.” sözleriyle “Tüm kamu emekçilerini ve emeklilerini haklarımıza sahip çıkmak için mücadeleyi yükseltmeye çağırıyorum” dedi.

5. Oturum 17 Ağustos 2015 Pazartesi

Çelik, 4. Oturumun gündeminin sadece kendi tekliflerini sunmaya ilişkin olduğunu, teklifin o gün müzakere edilmeyecek olması nedeniyle toplantıyı sonlandırdıklarını, yoksa kaçıp gitme gibi bir yaklaşımlarının olmayacağını, dolaysıyla KESK’in ve T.KAMU SEN’in eleştirilerinin doğru olmadığını ifade etti. Bakan konuşmasının devamında 2016 için %4+4, 2017 yılı için %3+3 tekliflerini yinelediklerini belirtti.

Eş Genel Başkanımız; “teklifimizi sunar çeker gideriz” yaklaşımın doğru olmadığını ifade ederek, teklifi değerlendirme hakkımızın olduğuna, geçmişte de Hükümetler adına teklifler sunulduğuna, teklif üzerine tüm konfederasyonların görüş belirttiklerine, Cuma günü yaşanan durumun bir benzerinin daha önce hiç yaşanmadığına, söz hakkımızın gasp edildiğine, kamu emekçilerinin söz hakkının kısıldığına, bilinçli ve kasıtlı olarak salonunun terkedildiğine, dolaysıyla eleştirilerimizin doğru olduğuna, aynen tekrar ettiğimize dikkat çekti.

Eş Genel Başkanımız Hükümet teklifinin bu haliyle müzakere edilemeyeceğini, bu oranların kamu emekçilerine hakaret ve adeta sadaka niteliğinde olduğunu, emekçilerin bir kez daha yoksulluğa mahkûm edileceğini, başta 2014 yılı kayıplarımızın karşılanması olmak üzere temel taleplerimizden hiçbiri hakkında hükümetin bir teklif sunmadığını belirtmiştir. Eş Genel Başkanımız, “eğer diğer Konfederasyonlar da bu oranların müzakere edilemeyeceğini düşünüyorlarsa ki öyle demişlerdi, o halde gelin kamu emekçilerinin çıkarları adına miting ise miting, grev ise grev ya da önerecekleri hangi eylem ise o eylemi ortak yapalım” demiştir.

Konuşmalardan sonra ortak eylem çağrımızdan rahatsız ve tedirgin olan ÇSGB Çelik, “Daha müzakere ediyoruz, süreç bitmedi, hemen eylem lafının edilmesine gerek yok” diyerek toplantıya ara vermiştir.
15 dakikalık aradan sonra başlayan toplantıda ÇSGB Bakanı Faruk Çelik, kamu işveren kurulu adına 2016 için %5+4 ve 2017 yılı için %3+3 olarak tekliflerini revize ettiklerini açıklamıştır.

MEMUR SEN Genel Başkanı, ortada ciddi bir teklif varmışçasına, “Hükümet kasayı açmıştır. Kasa açıldı masanın da önü açıldı. 2017 yılı için o rakamları müzakere etmeyeceğimizi belirtmek isterim. 2016 yılı için verilen 5+4 rakamı ise müzakere edilebilir, ancak biz bu rakamın da artırılmasını istiyoruz. “ demiştir.

Eş Genel Başkanımız, yeni teklifin toplamda buçukluk bir artışa denk geldiğini, Hükümetin hala oyalama peşinde olduğunu, alay edercesine teklif sunduğunu, sermayeye bütçeyi peşkeş çekerken emekçilere buçuk bir artışı teklif etmenin gayri ciddi bir yaklaşım olduğunu ve kabul edilemeyeceğini ifade etmiştir. Eş Genel Başkanımız, “Kaldı ki, 5+5 olsa ne olur! O durumda bile enflasyon altında bir artış olacaktır. Mevcut yeni teklif yıllık bazda %7.5’luk bir atışı ifade etmektedir. Oysa savaş politikalarıyla birlikte şimdiden enflasyon çift rakamları geçmiş durumdadır.

Yüksek vergi dilimleri nedeniyle yapılan artışlar zaten eriyip gidiyor. Büyümeden bahsediyorsunuz ama büyümeden emekçilere pay verilmiyor. Ek ödemeler bir kez daha emekliliğe yansımayacak. 2014 kayıplarımızı talep ettik, teklifinizde bu da yok. Gelir vergisi dilimlerine ilişkin maaşlarımızın asgari ücret miktarına denk gelen kısmı için vergi kesintisi yapılmaması, arta kalan kısmı için de en alt orandan vergi alınmasını talep ettik kabul etmiyorsunuz!

4/C’liler başta olmak üzere tüm sözleşmelilerin kadroya alınmasını talep ettik, bahsini bile açmadınız. İşyerlerinde darbe dönemlerini aratmayan mobbing, sürgünler ve her tür baskı var, bunların sonlandırılacağına dair sizden tek bir söz işitmedik. Dolaysıyla teklifinizi revize olarak bile görmek abartı olur, ortada yeni bir teklif değil oyalama var! Sadece yüzdelik artış değil temel taleplerimize ilişkin bütünlüklü bir teklifle gelmeniz gerekir” demiştir.

Eş Genel Başkanımız konuşmasının devamında MEMUR SEN ve T. KAMU SEN’e ortak eylem ve birlikte hareket etme çağrımızı yineleyerek; “Eğer MEMUR SEN hükümetin teklifini kabul etmiyor görünüp satış sözleşmesini

Hakem Heyeti üzerinden yapmayı düşünüyorsa kimse bunu yutmaz! Hakem Heyetinin bileşimini ve oradan kamu emekçileri lehine bir kararın çıkmayacağını hepimiz biliyoruz. Eğer taleplerinizde samimi iseniz ve kamu emekçileri lehine bir kazanımla TİS’ten çıkmak istiyorsanız, buyurun üç konfederasyon birlikte TİS’in bir parçası olan en demokratik hakkımızı kullanalım, greve gidelim ya da Hükümeti kamu emekçilerinin hakkını vermeye zorlayacak eylem ve etkinlikler yapalım! Bunun dışındaki tüm yaklaşımları oyalamanın ve satış sözleşmesinin zeminini oluşturma olarak görürüz. MEMUR SEN’in Cuma günü Sayın Bakan’la birlikte salonu terk etmesini doğru bulmadığımızı da bir kez daha belirteyim. ‘Teklif müzakere edilemezdi o yüzden çıktık’ demek basit bir savunma mekanizması olup gerçeği ifade etmemektedir. Öyle olsaydı bizimle birlikte masada kalır teklife ilişkin ortak tepkimizi kamuoyu ile paylaşırdık, Sayın Bakan da o rahatlıkla masayı terk edemezdi” demiştir.

Yapılan konuşma ve değerlendirmelerden sonra 6. Oturumun zamanının daha sonra DPB tarafından bildirileceği ifade edilerek toplantı sonlandırıldı.

Konfederasyonumuz adına TİS görüşmelerine katılan heyetimiz toplantı bitiminde basın açıklaması yapmış, Hükümetin oyalamacı tutumuna dikkat çekerek diğer konfederasyonlara ortak eylem ve birlikte hareket etme çağrısını yinelemiştir.

İster mutabakat metni ile isterse Hakem Heyeti üzerinden olsun yeni bir satış sözleşmesi hazırlığının yapıldığı açıktır. Bir kez daha yüzdelik ve enflasyon bazlı bir artışla kamu emekçilerinin temel talepleri görmezden gelinmek istenmektedir.

( TİS süreci bilgilendirmesi özetlenerek sitemize eklenmiştir, tamamı ”www.kesk.org.tr” adresinde mevcuttur)

Bir Yorum Yazın