Değerli Basın Emekçileri;
Eskişehir Barış Bloku olarak dünyadaki tüm insanların istediği, özlediği Barışı istemek için Dünya Barış gününde alanlara çıktık.
Ülkemizin birçok yerinde Barış isteyenlere Gaz ve su sıkıldı. İlimizde yürütmeyeceğiz denildi. Kararlılığımızla ve demokrasiye olan inancımızla yürüyerek, bağırarak savaş isteyenlere karşı Barış istedik.
Ne yazıktır ki 2 Eylülde, saat 13,00 da 9 arkadaşımıza tutanak tutuluyor, saat 19,00 da 5 arkadaşımız Göz altına alınarak, Gece nezarette kalmış, ertesi gün saat 10,00 da hakim karşısına çıkarılmıştır. Suçlarının Cumhurbaşkanı aleyhine slogan atmak olduğunu ifade edilmiş, fakat hakim serbest bırakmıştır.
Kaçma ihtimali sıfır olan, evi, işi belli, sadece slogan atmakla suçlanan bu insanlar 24 saate yakın Gözaltında kalmışlardır. Cumhurbaşkanına hakaretin cezası 1 ila 4 yıl olarak belirtilmekte, bu soruşturma için Adalet bakanının izni gerekmektedir. Dosyada izin ve eksikler olmasına rağmen emniyet ve savcılık alel acele gözaltı yapmıştır. Bu keyfiyet olup, düşündürücüdür.
Madende, inşaatlarda, sokak infazlarında ölenlerin sorumluları, kaçakçılık yapan, tonlarca altın kaçıran, evlerinde para sayma makinasını, gemileri nasıl aldığını açıklayamayanlar ne gözaltına alınmış, nede yargılanmaktadır.
Nedeni çok açıktır. Muhalefet edenlere, Barış isteyenlere, demokrasi isteyenlere, yandaş olmayanlara karşı baskı oluşturmak ve sindirmektir. Başbakanın talimatı ile yayınlanan genelgede bunu tariflemektedir. Sarayın ve AKP nin ileri demokrasi anlayışı budur.
Genelge ile Basına, yazarlara, Barış isteyenlere operasyon başlatılmış, tutuklama, soruşturma ve fişleme emri verilmiştir. 12 Eylül ün yaklaştığı şu günlerde, yaşadıklarımızın 1980 den farkı nedir. Güvenlik yasası ve genelge geri çekilmelidir.
Değerli Eskişehirliler;
Savaş yoksulluk ve fakirlik demektir. 7 Haziranda ekonomiyi, eşit olmayan gelir dağılımını konuşan ülkeye, hepsi unutturulmuş, savaş enjekte edilmiştir. Dolar 3 tl olmuş, enflasyon hesapları altüst olmuştur.
Savaş ölüm demektir. Savaş ülkeleri bölmüş, insanların sebepsiz yere ölümüne neden olmuştur. İnsanlar evlerinden ve yurtlarından olmuştur.
Daha dün tırlarla giden silahları açıklayamayanlar, Orta doğunun liderliğine soyunanlar, İŞİD e hiç bir sözleri olmayanlar, sahile vuran çocuk cesedi üzerinden siyaset yapmaya başlamışlardır.
Silahlar susmalı, insanlarımız ölmemelidir.
Soru çok nettir. Her vatandaşımız kendisine ‘ 7 Hazirandan sonra ne olduğunu sormalı ‘ ve cevap aramalıdır. 04.09.2015
BARIŞ BLOKU ADINA
YALÇIN MUTLU
KESK DÖNEM SÖZCÜSÜ
