Bir Kadını Koruyan, Başka Bir Kadın Hekim Öldürüldü; Dayanışma, Koruma Cezalandırılıyor!

24.11.2015

Bir Kadını Koruyan, Başka Bir Kadın Hekim Öldürüldü; Dayanışma, Koruma Cezalandırılıyor!

Tüm dünya ve özellikle de kadınlar, başta savaş ve terör saldırıları olmak üzere militarizmin ve ona kaynaklık eden erkek egemen şiddetin bin bir türüyle yüz yüze yaşamaya devam ediyor.
Şiddetin öncelikli hedefinde ise her zaman olduğu gibi kadınlar yer alıyor. Dayatılan neoliberal küresel düzen, kadınlar için şiddetin küreselleşmesinden başka bir anlam taşımıyor. Dünyanın ve ülkemizin neredeyse “bütün sabahları” kadına yönelik duygusal ve ekonomik istismarın çeşitli yöntemlerine, tacizlere, tecavüzlere, köle pazarında satılmalara, öldürülmelere uyanıyor; “her gün öldürülüyoruz” çığlığı, yaşananları anlatmak için kifayetsiz kalıyor.

19 Kasım 2015 tarihinde, Samsun’da özel bir hastanede kadın doğum uzmanı olarak çalışan meslektaşımız Dr. Aynur Dağdemir, sekreterinin eski eşi tarafından bıçaklanarak canice öldürüldü ne yazık ki. Meslektaşımız kadına yönelen bu şiddete karşı duyarsız kalmamış, başka bir kadını erkek şiddetinden korumak istemişti. Dr Aynur’un hayattan, çocuklarından, ailesinden, mesleğinden bir erkek katil tarafından koparılması bizi fazlasıyla üzmüş, yaralamıştır.

Kuşkusuz olay öncelikle kadına yönelik bir şiddet vakası olarak tanımlanmalı ve “kadın cinayetleri” kapsamında ele alınmalıdır. Bianet verilerine göre 2014 yılında 281 kadın eş, eski eş, sevgili, erkek kardeş başta olmak üzere en yakınındaki erkekler tarafından öldürülmüştür, 2015 yılının ilk 11 ayında ise bu rakam 250’yi aşmıştır. Kadına yönelik ayrımcılığı ve şiddeti yaşamın olağan akışına uygun gören, cinayete tahriki ve faillerine haksız ceza indirimini gelenekselleştiren, kadını sosyal yaşamdan koparıp eve kapatmayı politika sayan bu egemen patriyarkal anlayış coğrafyamızın kadınları için yaşamı cehenneme çevirmiş durumdadır. Ancak söz konusu olayın yalnızca bir kadın cinayeti olarak değerlendirilmesi yeterli olmayacaktır; cinayetin hastanede, meslektaşımızın görevi başında olduğu sırada işlenmiş olması, hekim-hasta ilişkisine ve hekimlik uygulamasına bağlı olmasa bile olayın bir “hekime yönelik şiddet- hekim cinayeti ” olduğu gerçeğini de ortadan kaldırmamaktadır. Her iki bağlamda da saldırganın erkek olması, egemen eril zihniyetten kaynaklanan bir saikle eylemi gerçekleştirmiş olması odaklanmamız gereken asıl konudur.

Öte yandan son yıllarda giderek artan ve büyük ölçüde sağlıkta dönüşüm projesinin yarattığı açmazlar nedeniyle öldürmeyle sonuçlanan hekime yönelik şiddet olgularında saldırganların hep erkek olması bir rastlantı olmasa gerektir. Sonuçta elinde bıçağıyla hiçbir engele takılmaksızın hastanede sekreter olarak çalışan eski eşini tehdit etmeye gelen saldırgan, kendisiyle görüşmek istemeyen eski eşin yanında bulunan kadın hekimi kalbinden bıçaklayarak öldürebilmektedir. Burada sağlık hizmetinin verildiği hastanelerin güvenliğinin neden bu kadar zayıf olduğu sorgulanmalıdır. Son birkaç yıl içinde kaybettiğimiz meslektaşlarımız Ersin Aslan, Kamil Furtun da katiller önceden bilindiği ve tehditlerden haberdar olunduğu halde önlem alınmadığı için hastane ortamında öldürülmüştür. Sağlık Bakanlığı çalışanlarını neden koruyamamıştır.

Ve eğer bir kadın hekim hangi nedenle olursa olsun görevi başında iken öldürüldü ise aynı anda bir değil iki cinayet işlenmiş demektir; çünkü kadınlar ve hekimler insanı doğurmak, besleyip- büyütmek, hastalığını iyileştirerek yaşamını sürdürmesini sağlamak ve ölümü geciktirmek gibi işlevleri nedeniyle temel olarak ölümden değil yaşamdan yana tutum alırlar.

25 Kasım Uluslararası Kadına Yönelik Şiddete Karşı Direniş ve Dayanışma Günü arifesinde yaşanan bu olay, Dr. Aynur Dağdemir’in asıl hedef olmaması, ancak aynı ekip içinde çalışan sekreteri ile geleneksel rolü ve iyi hekimlik değerleri gereği dayanışma ve sorun çözme amacıyla orada bulunması nedeniyle hedef haline getirilmesi bağlamında da kadınlara yönelik bir mesaj içermektedir ve ürkütücüdür; “şiddete karşı kadın ve ekip dayanışması içinde olmaya kalkmayın, yoksa öldürülürsünüz!”

Biz Türk Tabipleri Birliği Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu olarak; politik ve örgütsel mücadelede kadına ve hekime yönelik şiddeti önlemek için emek meslek örgütleri, kadın örgütleri, duyarlı siyasi partiler ile iş birliği içinde olmaya, toplumun şiddetten arındırılması ve barışın sağlanması konusunda çaba göstermeye devam edeceğiz.
Biz kadınlarla dayanışmayı sürdüreceğiz.

Eskişehir Tabip Odası
SES Eskişehir Şubesi Adına
Dr. F. Tansu SAKARYA

Bir Yorum Yazın