Katillere Ve Katliamlara İnat; Yılmayacağız, Sinmeyeceğiz, Geri Çekilmeyeceğiz!

12341153_975445262498754_8266793881322964893_n

KATİLLERE VE KATLİAMLARA İNAT; YILMAYACAĞIZ, SİNMEYECEĞİZ, GERİ ÇEKİLMEYECEĞİZ!

EMEK, BARIŞ VE DEMOKRASİ İÇİN MÜCADELEYE DEVAM!

Basına ve kamuoyuna,

Bugün 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin kabul edilişinin 67. yılında Türkiye, insan hak ve özgürlükleri alanında bugüne kadar ortaya çıkan en karanlık günleri yaşamaktadır.
Türkiye, yaşam hakkı ihlalleri başta olmak üzere, işkence ve kötü muamele, düşünce, ifade ve basın özgürlüğü, toplantı ve gösteri yürüyüşleri, örgütlenme özgürlüğü gibi geniş bir alanda yaşanan hak ihlalleri nedeniyle karanlık bir tabloyla karşı karşıyadır.

Ülkede ‘istikrar’ vurgusu yapanların istikrarlı oldukları tek konu; insan hakları ihlallerindeki istikrardır. İstikrarınız da ileri demokrasinizde sizin olsun. Yalanlarla süslenmiş saltanatınızla düşün artık halkların yakasından.

10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü’nün, 10 Ekim Ankara katliamının ikinci ayına denk gelmesi anlamlıdır. 10 Ekim’de Ankara’nın orta yerinde, yakın tarihimizin an acı, en vahşi cinayetlerinden birisi işlenmiş, “Artık kimse ölmesin” diyerek ülkenin dört bir yanından barış umudu taşıyan, türkülerle ve halaylarla yola çıkan barış savunucuları, göz göre göre gelen vahşi bir katliamın kurbanları olmuşlardır.
Reyhanlı’da, Roboski’de, Diyarbakır’da ve Suruç’ta yaşanan saldırıların katilleri ve sorumluları ile ilgili tek bir somut adım atmayanlar, 10 Ekim’de Ankara’nın orta yerinde, 100 insanımızın yaşam hakkının ellerinden alınmasına neden olmuşlardır.
10 Ekim 2015’te, saat 10.04’te; saraylarını, saltanatlarını kurtarmak için Türkiye’yi kanlı bir sürecin içine çekenler, ülkenin dört bir yanından gelen barış elçilerinin barışa dair umutlarının bombalanmasına adeta göz yummuşlardır.

Bu yetmezmiş gibi baskı ve korkutma yöntemleri ile seçimden tek başına çıkan iktidar yaşananlardan ders çıkarmak yerine baskı ve yıldırma politikalarına devam etmiştir. Sokağa çıkma yasakları devam etmekte, adeta darbe dönemleri ile yarışır politikalar sürdürülmektedir. Bilindiği üzere Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül, yayınladıkları “MİT tırları ile eli kanlı cihatçı çetelere ilaç değil, silah taşındığı” içerikli haberle siyasi iktidarın hedefi haline gelmiştir. Can Dündar ve Erdem Gül’ün “terör örgütü” ile ilişkilendirilmesi ve “casusluk” iddialarıyla tutuklanması, söz konusu davanın hukuki değil, siyasi bir dava olduğunu göstermiştir. Ardından ömrünü barışa, adalete ve hukuka adamış olan Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin katledilmesi de göstermiştir ki; barış ve demokrasi düşmanlarının kanlı mesaileri memleketin her yerinde devam etmektedir.

Memleketin ‘yüce çıkarlarını’ savunmak, emperyalist devletlere yaranmak, mezhepçi/milliyetçi dış politika izlemek ve gündemi değiştirmek için kendini temize çekmek isteyenlere sözümüz; boşuna uğraşmayın sizi hiçbir sabun paklamaz!
Evet 10 Ekim Ankara katliamının üzerinden tam 2 ay geçti. Ancak acımız, öfkemiz ve isyanımız geçmedi ve geçmeyecek! Öfkemiz cenazelerimizle beraber gömülmüyor; acımız yaralılarımızın iyileşmesiyle azalmıyor; isyanımız zamanla sönüp gitmiyor!

Çünkü;
• Emeğin, barışın ve demokrasinin düşmanları henüz hesap vermedi.
• 10 Ekim Emek-Barış-Demokrasi mitingimizi kana bulayan canlı bombaların ismini, yerini, yurdunu bilip patlayana kadar yakalamadıklarını itiraf edenler henüz hesap vermedi.
• Katillerin, polisin kontrol noktalarını da geçerek Ankara’nın göbeğine kadar gelişlerine seyirci kalanlar henüz hesap vermedi.
• Toplumu ırkçı-mezhepçi bir eksende kamplaştırarak iktidarını korumaya çalışanlar, Kürt sorununda savaş politikalarıyla tabutlardan miting kürsüsü, seçim sandığı kuranlar henüz hesap vermedi.
• İktidar olmak için ölen insanların analarını seçim mitinglerinde yuhalatıp, ölenleri ıslıklayan fanatikler yaratanlar, karanlığın bezirgânları henüz hesap vermedi.
• Ortadoğu’da ırkçı-mezhepçi çatışmanın fitilini ateşleyip, TIR’larla bu ateşe benzin taşıyanlar henüz hesap vermedi.
• Katliamın ardından tüm işaretler, hükümetin “öfkeli çocuklar” gözüyle baktığı bir örgütü gösterirken ve ortada başka hiçbir delil yokken “kokteyl terör” diyerek soruşturmayı saptıranlar henüz hesap vermedi.
• 100’ün üzerinde arkadaşımızın kanı yerde iken anket yaptırıp, “Ankara saldırısı sonrası oyumuz yükseliyor” diyenler henüz hesap vermedi.
• Katliamın öncesinde her ne hikmetse ortada görünmeyen, katliamların ardından yaralılara ve anma törenlerine gaz atanlar henüz hesap vermedi.
• Katliamın ardından ağzı kulaklarında basın açıklaması düzenleyip, suça teşvik eden “ihmal yok” açıklaması yapanların iktidarı henüz hesap vermedi!

Ama hesap verecekler!

Ortaya çıkan tablo çok açıkça göstermektedir ki, ilan edilen yas tamamen göstermeliktir. Hükümet kendi sorumluluğunun, ihmallerinin ya da çetelere katliam yapma zemini sunan politikalarının eleştirilmesini, deşifre edilmesini ve açığa çıkartılmasını istememektedir.

Emek-Barış-Demokrasi mitinginde yaşanan katliamda, en hafif tabiri ile, “kasta varan ağır ihmalleri” bulunan kamu görevlilerinin yargılanmasını talep ediyoruz.
Yaşam hakkını korumak ile görevli olduğu varsayılan devlet ve yöneticileri; açık bir tehdit ortada iken, bu tehditten haberdar iken, her türlü istihbaratı almış iken hiçbir tedbir almamıştır.

Bu ülkede devlet, hiç olmadığı kadar güçlü bir şiddet aygıtı haline gelmiştir. MİT’in, polisin ve jandarmanın yetkileri olağan üstü düzeyde arttırılmış, güvenlik bütçeleri olağan üstü düzeyde şişirilmiş, teknolojik olanaklarla herkesi dinleyen, gözetleyen, muhalifleri de sorgusuz sualsiz cezalandıran bir örgütlenme içine girilmiştir.
Burada mesele bir güvenlik meselesi değil toplumsal ve politik bir meseledir. Meselenin bir tarafında “emek-barış-demokrasi” güçleri, diğer yanında emek-barış-demokrasi düşmanları vardır.

Bu hesabı sormaya, iktidar uğruna arkadaşlarımızın katledildiğini her gün hatırlatmaya söz veriyoruz! Biz yaşamın her alanında arkadaşlarımızı yaşatacak, katilleri ve sorumluları hatırlatacağız! Yüz arkadaşımızı yitirdiğimiz katliamın davası “Yüzyılın Davası” olacak ve bu davayı biz kazanacağız!

Değerli Basın Emekçileri,
Biliyoruz ki, yolumuz uzun, işimiz çok. Ancak bizi büyütecek olan da bedenlerini siper eden yoldaşlarımızın bıraktığı yerden devam etmek, birlikte ve ortak mücadeleyi geliştirmek, faşizmden hesap sormaktır. Bizleri kanla, bombalarla susturmak, korkutmak, uslandırmak ve terbiye etmek isteyenlerden hesap soruncaya, bu katliamın arkasındaki bütün karanlık ilişkiler açığa çıkarılıncaya kadar bir an olsun durmayacağımızı buradan bir kez daha haykırıyoruz. Barış Karanfili yoldaşlarımıza vereceğimiz söz halklarımızın özlemini çektiği barışı sağlamak ve iktidar uğruna her şeyi yapabilecek kadar gözü kararanları, katliamı gerçekleştirenleri açığa çıkarıp hesap sormak olacaktır…

Katillere ve katliamlara inat; yılmayacağız, sinmeyeceğiz, geri çekilmeyeceğiz. Biz bıkmadan, usanmadan tüm ülkeye gerçekleri anlatacağız.

10 Ekim katliamının üzerinin örtülmesine, Ankara’nın kirli, karanlık dehlizlerine hapsedilmesine izin vermeyeceğiz.

10 Ekim’de olduğu gibi bugün de “Savaşa İnat, Barış Hemen Şimdi!” diyoruz.

Emek, Barış ve Demokrasi için mücadeleye devam!

Emek-Barış-Demokrasi kazanacak!

Sömürü-Savaş-Faşizm kaybedecek! 10.12.2015

Eskişehir Emek ve Demokrasi Güçleri adına
Serkan DEMİR
Eğitim Sen Şube Başkanı
KESK Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü

Bir Yorum Yazın