15 Mart Dünya Sosyal Hizmet Günü…

Ekran Alıntısı

Dünya Sosyal Hizmet günü, sosyal hizmet politikalarının eleştirel biçimde ele alınması, bu alanda çalışan emekçilerin sorunlarının daha fazla gündemleştirilmesi ve birlikte mücadele etmenin öneminin vurgulanması açısından oldukça önemlidir.

Neoliberal politikalar nedeniyle zengin ve yoksul kesimler uçurum giderek büyürken, geniş kesimlerin yoksulluğu ve güvencesizliği tırmanmaktadır. Bu nedenle Sosyal Hizmetlere ihtiyaç duyanların sayısı giderek artmakta ve Bakanlık sosyal yardıma muhtaç insan sayısının artışı ile utanması gerektiği halde gurur duymaktadır. Diğer yandanda sokağa çıkma yasakları ve Ortadoğu’da savaş nedeniyle binlerce insanın yaşadığı sokağı, şehri ve ülkeyi terk etmek zorunda kaldığı ve evlerini kaybettikleri bir ortamda karşılıyoruz Dünya Sosyal Hizmet Gününü…

Sosyal hizmetler kadınlar, çocuklar, mülteciler,engelliler, yaşlılar, sosyal yardıma ihtiyacı olanlar baştaolmak üzere oldukça geniş ve önemli bir kesime hizmetulaştıran bir alan. Bu hizmetlerin nasıl ve hangi değerlerleplanlandığı ise bir ülkede insana biçilen değer ile orantılıdır.Türkiye’de sosyal hizmetlerin yapılandırılmasında sonyıllarda önemli değişiklikler yaşanmıştır.

Bakanlık Bütçesinde ve politik alanda sosyal yardımların ağırlığıönemli ölçüde artmıştır. Sosyal yardımlar bir hak olmaktançıkarılmış bir lütuf olarak sunulmaya başlanmıştır.
Bunun yanısıra yardımlar giderek artarken güvenceli istihdam alanında bir gelişme yaratılmamaktadır. Nitelikli hizmetin önü kapatılmakta ; Hükümetin politik yaklaşımı, ihtiyaçları ve beklentileri fazlasıyla belirleyici olmaktadır.

Özellikle kadınlara yönelik onların en kötü ve güvencesiz şekilde çalışmaya zorlandığı bir biçimde gerçekleşmektedir.yapılan protokollerle çocuklara yönelik hizmetler kamusal denetimin fiilen çok mümkün olmadığı ‘Vakıflara’ devredilmektedir. Bakanlığın ASDEP kapsamındaki çalışmaları ise hem hizmetin kendisi hemde çalışanlar yönüyle yeni problemler çıkaracaktır.
Sosyal hizmetler alanında emekçiler açısından da kötü bir tablo ile karşı karşıyayız. Ağır koşullarda , yoğun iş yükü ile düşük ücretlerle çalıştırılıyoruz. Güvencesiz çalışma alabildiğine yaygınlaşmış durumda. Aynı işi yapanlar olarak farklı istihdam biçimleriyle, farklı koşullarda çalışıyoruz. Mesleğimizi yapmaya çalışır iken yıpranıyor, tükeniyoruz.

Geleceğimiz konusunda kaygılıyız. Kıdem tazminatlarının kaldırılması, kiralık işçi büroları, kamu emekçilerinin iş güvencesinin tamamen ortadan kaldırılmasına yönelik yasal düzenlemeler gerçekleştirilir iken mevcut haklarımızı dahi yitirmek üzereyiz.
Tüm emekçiler birleşerek, daha fazla mücadele etmek zorundayız. 15.03.2016

Bir Yorum Yazın