KRİZİN FATURASINI KADINLAR ÖDEMEYECEK

YETER ARTIK! GEÇİNEMİYORUZ! KRİZİ BİZ YARATMADIK, FATURASINI DA BİZ ÖDEMEYECEĞİZ!

Her gün daha da derinleşen ekonomik kriz, artan kadın yoksulluğuyla hayatta kalmaya çalışıyoruz. Gıdadan enerjiye, hijyen ürünlerinden sağlığa tüm temel tüketim maddelerine gelen zamlardan, alınan yüksek vergilerden bıktık, usandık! Yeter artık! İnsanca yaşamak istiyoruz! Yoksulluğun, krizin, güvencesizliğin yükünü işçilerin, emekçilerin, kadınların, çocukların sırtına yüklemeye çalışan siyasi iktidara sesleniyoruz; kabul etmiyoruz, çekin elinizi kadınların ve çocukların üstünden. Krizi kim çıkardıysa faturasını da onlar ödesin!

Medeni Kanun’daki haklarımızın elimizden alınmasını kabul etmiyoruz! Nafaka hakkımızdan vazgeçmiyoruz!

Hayatımıza göz diken, emeğimize el koyan; kadınları ailede, sokakta, işte şiddet döngüsüne hapsetmek isteyen, kazanılmış haklarımıza göz diken siyasi iktidarın İstanbul Sözleşmesi’ni feshetmesinin ardından tartışmaya açtığı yeni konu ise kadınların nafaka hakkı. 6. Yargı paketi ile nafakaya bir üst sınır konulacağı, nafakada evlilik süresinin belirleyici olacağı, kadınların nafaka hakkının “sosyal yardım” haline getirileceği üstüne bir de; meselenin sadece kadınlara ödenen yoksulluk nafakasıyla sınırlı olmadığı ayrıca çocuklara ödenen iştirak nafakasının da gasbedileceği, aile hukukuna arabuluculuk sisteminin getirileceği artık neredeyse netleşmiş durumda. Yıllardır mücadele ederek kazandığımız Medeni Kanun’daki haklarımızın elimizden alınması anlamına gelebilecek bu yargı paketi kabul edilemez. Kadın cinayetlerinin ardı arkasının kesilmediği, boşanmak isteyen kadınların öldürüldüğü, yoksulluğu da en derinden kadınların yaşadığı bir coğrafyada yaşıyoruz.

Bugün içinde yaşadığımız sistem kadını bir yandan cinsiyetçi iş bölümü nedeniyle evin içine hapsediyor diğer yandan da kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan kadının önüne yine cinsiyet ayrımcı engelleri çıkarıyor. Türkiyeli kadınlar arasında çok sık yaşanan şu örnekler hiç birimize yabancı gelmeyecek: Erkekler eşlerinin çalışmasına izin vermiyor, çocuk ya da yaşlı bakımı milyonlarca kadının çalışmasına engel oluyor, çalışmak isteyen kadınlar güvencesiz ve düşük ücretli işlere mahkûm edilmelerinin yanında işten ilk atılanlar oluyor.. Bu örnekler elbette çoğaltılabilir. Ancak kadının kendi ayakları üzerinde durmasına bu kadar engel varken ve yıllarını “evin idare edilmesi, çocukların bakımı, kocanın bakımı”na ayıran bir kadına bir anda “şimdi git kendi kendine geçin” denemez. Esasında boşanmayı erkekler istemedikçe olanaksız hale getirecek, kadınların ise her türlü yoksulluğu peşinen kabul ederek ve evlilik birliği içinde birlikte ürettikleri, edindikleri her şeyden vazgeçmek pahasına boşanabileceği bir sistem siyasi iktidarın istediği.

Nafaka, kadınların istemediği bir evlilik içinde kalmasına engel olabilecek bir haktır. Siyasi iktidarın kadınların en temel haklarına yaptığı bir saldırının sebebi erkek aklı ve gerici odakların talepleridir. Bizler erkeklerden alacaklıyız ve gericiliğe teslim olmuyoruz!

Emperyalistlerin savaşına karşı dünyanın her yerinde barışı öreceğiz!

Bugün Ukrayna’da emperyalist işgal ve savaş sadece bombaların patladığı o coğrafyayı değil bütün dünyayı etkiliyor. Özellikle yoksulun yoksulu kadınlar ve çocuklar savaşların, sürgünlerin, zulüm ve katliamların başlıca ve en ağır mağdurları oluyor.

Birinci Dünya Savaşı patlak verdiğinde Clara Zetkin kadınlara yaptığı çağrıda “Erkekler öldürüyorsa eğer, kadınlar hayatın korunması için mücadele etmeli. Erkekler susuyorsa eğer, ideallerimizin sesini yükseltmek bizim görevimiz” diyordu. Biz kadınlar hayatı korumak için, savaşın, ırkçılığın, dinci-mezhepçi-etnik-cinsiyetçi ayrımcılığın, ötekileştirmenin, şiddetin olmadığı, eşitliğe dayalı bir dünyayı tırnaklarımızla inşa edeceğiz!

Haklarımızdan ve hayatlarımızdan vazgeçmiyoruz, dayanışmamızı ve mücadelemizi büyütüyoruz!

Erkek egemenliğine, emek sömürüsüne, işsizliğe, yoksulluğa, esnek ve güvencesiz çalışmaya, emperyalistlerin savaş politikalarına, artan şiddete ve cezasızlık politikalarına, nefret dili ile LGBTİ+ları, göçmen ve mültecileri hedef haline getirenlere karşı susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz. Ortak mücadelemizi yükseltiyoruz! Gücümüzü tüm dünyada biriken ve sokaklara taşan kadınların öfkesinden, yaşamak için hayatını savunan kadınların cesaretinden ve insanca çalışma koşulları için direnen, greve çıkan işçi kadınların mücadelesinden alıyoruz! Direnişimiz karanlığınızdan büyük, vazgeçmiyoruz!

• 6284 sayılı yasanın etkin şekilde uygulanması, cezasızlık politikalarının son bulması için mücadeleden,

• Nafaka hakkımıza, kazanımlarımıza dönük saldırılara karşı direnmekten,

• Güvenceli iş ve insanca yaşayacak bir ücret sağlansın!

• Ücretsiz kreş ve bakım merkezlerinin arttırılması, HPV aşısı ve kadın hijyen ürünlerinin ücretsiz olması için ses çıkarmaktan,

• İşyerlerinde cinsiyete dayalı ayrımcılıklara karşı ILO 190 imzalansın demekten,

• Kadınları ve LGBTİ+ları şiddet karşısında savunmasız bırakanlara karşı mücadelemizi ve dayanışmamızı büyütmekten, ‘İstanbul Sözleşmesi yeniden imzalansın, uygulansın’ demekten VAZGEÇMİYORUZ!

 

Bir Yorum Yazın