5.OCAK.2013 ESKİŞEHİRLİ İŞÇİ VE EMEKÇİLER BİR KEZ DAHA ALANLARDAYDI

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

ASGARİ ÜCRET EN BÜYÜK YOLSUZLUKTUR

Değerli basın emekçileri, emeğin ve emekçinin yanında yer alan değerli siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşları. Emek mücadelesini yaşam tarzı haline getiren çok değerli sendikaların yönetici ve temsilcileri, hak verilmez alınır diyerek elini taşın altına koyan, üzerine düşen sorumluluğun bilinciyle işçi sınıfı mücadelesinin temel taşı olan emekçiler, emek dostları.

Hep birlikte alın teriyle emeğiyle geçinenlere AKP hükümetinin reva gördüğü, açlık sınırının da altında olan asgari ücret dayatmasına sitemimizi haykırmaya toplandık. Öncelikle asgari ücretin ne olduğu ve tanımını unutan hükümete ve sermayeye buradan tekrar hatırlatalım;

Asgari Ücret: Anayasada belirtildiği üzere “ Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları korumak, çalışmayı desteklemek ve işsizliği önlemeyi elverişli ekonomik bir ortam yaratmak için gerekli tedbirleri alır. “ der. Bunun yanında “ Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır.” der. Bu maddelerle Anayasa, Devleti çalışma hayatının denetiminde görevlendirerek, çalışanlardan yana olarak bazı yükümlülükler altına sokar.Yine Anayasanın 55. Maddesi “ Asgari ücret tespitinde, ülkenin ekonomik ve sosyal durumu göz önünde bulundurulur. “ demektedir. Bu sosyal devlet olmanın doğal bir sonucudur.

Ekonomik büyüme ve kişi başına düşen gelirle övünen AKP iktidarı asgari ücret zammında sermayeden yana taraf olarak Anayasal suç işlemiştir. Yapılan asgari ücret zammı devletin kendi istatistik kurumunun belirlediği açlık sınırının altındadır. Ki, Türkiye İstatistik Kurumu açlık sınırı belirlemesini sadece tek çalışanın gereksinimleri üzerinden hesaplar. Aile bireyleri hiç hesaba katılmamaktadır. Oysa ülkemizde altı milyona yakın asgari ücretli çalışan vardır. Altı milyona yakın çalışan emekçilerin evli ve çocuklu olanları hiç hesaba katılmamaktadır. Sendikal örgütlü çalışankesim ise yoksulluk sınırının altındadır.

ARTIK YETER DİYORUZ! YOSUZLUĞUN EN BÜYÜĞÜ ASGARİ ÜCRETTE DİYORUZ.

Asgari ücretin belirlenme sistemi hükmünü yitirmiştir, çöpe atılmalıdır. Sistem asgari ücretlinin kendini temsil hakkıyla yeniden kurulmalıdır. Emekçilerin söz ve karar hakkı olmalıdır. Hükümetler, iktidarlar, yönetenler görevini tam ve tarafsız yerine getirmelidir. Asil olan halktır ve hükümette yer alanlar halkın vekilidir, sermayenin değil.

Sisteme baktığımızda asgari ücret komisyonu üçlü bir sistemdir. Her grup beşer kişiyle temsil olur. Toplam on beş kişilik bir komisyondur. Türkiye İşverenler Sendikası komisyonda işverenleri, sermayeyi temsil eder. Devlet adına hükümetin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı komisyonda bulunur. İşçi, emekçiler adına ise üyesi en çok olan işçi sendika konfedarasyonu komisyonda bulunur. Bu üçlü komisyon sadece göstermelik bir oyundur. Sisteme baktığınız da Türkiye İşverenler Sendikası yani patronlar kulübü işçi sınıfına ve sendikalara karşı kurulan bir örgüttür. Çalıştırdıkları emekçiden çok kendi çıkarları için, rekabet koşullarını arttırmak için, işçilik maliyetlerini düşürüp karlarına kar katmak için çalışır. Komisyonun en önemli aktörü Devlet yani hükümet kanadı sosyal devlet anlayışını bir kenara bırakır. Çünkü o da aslında en büyük işverendir. Kamu kurum ve kuruluşlarında altı yüz elli bine yakın taşeron çalışanın asıl işverenidir. Ayrıca asgari ücretin düşük olması kamu maliyetlerini de düşürme açısından hükümetinde işine gelir. Ücret yapısalında, asgari ücret yapışkan tip ücret olması sebebiyle ne kadar aşağıda tutulursa diğer tüm ücretleri de aşağı doğru çeker. Tüm ülkede emeği karşılığı ücretli çalışanların ücretini daha altlarda tutunmasına neden olur. Komisyonda hükümet ve sermaye temsilcileri birbirlerinin çıkarlarını gözetmektedir. Komisyondaki diğer tarafsa Türk iş konfederasyonu olarak hiçbir yaptırıma sahip değildir. Asgari ücretle ilgili teklifte sunsa, yapılan zammı kabul etmese de sadece muhalefet şerhi koyabilir. Sermaye ve hükümet oy çokluğuyla yeni ücreti belirler. Komisyon yapı itibarıyla ne uluslararası sözleşmelere, ne Anayasaya, ne de çalışma hayatını ve endüstriyel ilişkileri düzenleyen iş kanunu ve sendikalar kanununa uymaktadır. Emeğinin karşılığını alamayan işçi sınıfının hiçbir zorlayıcı ve pazarlık yapıcı etkisi ve yetkisi yoktur. Komisyon hakkını arama biz ne uygun görürsek onu alırsın mantığını güder. Senin neyle ne kadar geçineceğine ben karar veririm der. Aslen iki taraf vardır sermaye ve emekçi.

Asgari ücretin emeğin değerine göre çalışanın sosyal yaşantıdaki ailesi ve çocuk sayısına göre yapılması zorunluluk göstermektedir. İktidarın Başbakanının bütçe görüşmelerinde yaptığı gibi çay-simit hesabıyla değer biçilmemelidir. Ki bu hesabında yanlış olduğu ortaya konmuştur. Yoksa başbakan temsil ettiği halka çay ve simitimi reva görmektedir. Asgari ücret, emeği karşılığı geçimini sağlayan emekçilere bir ailenin temel ihtiyaçlarına bakılarak;  barınma (kira, doğalgaz, elektirik, su), gıda (mutfak enflasyonu), sağlık, eğitim, ulaşım, kültürel gelişim gibi giderleri tespit edilerek belirlenmelidir. Tek çalışanı değil tüm aile bireylerini asgaride geçindirebilecek bir tespit yapılmalıdır.

Bu günkü sistemde asgari ücret kim için belirleniyor sorusunun cevabı ortadadır. Asgari ücret emekçilerin asgaride geçimini korumak ve geliştirmek için değil kapitalist sistemin yerli ve yabancı sermayedarlarını korumak ve karlılıklarını arttırmak için belirleniyor.

Türkiye de sermaye ve hükümet her hükümet döneminde birbirlerini desteklemiş ve karşılarında işçi sınıfı yerine farklı sınıflar yaratmışlardır. Bu gerçeklik uluslararası küresel kapitalizmin öğretisinden gelmektedir. Böl parçala yönet, böl parçala sömür sistemini kurmuşlardır. İşçi sınıfının sınıf bilinciyle hareket etmesine çalışılsa da bir türlü başarıya ulaşamamıştır. Çünkü Türkiye de yaşayan bazı halklar etnik köken olarak ayrıştırılmış, mezhepsel olarak ayrıştırılmış, siyaseten ayrıştırılmış bunun sonucu çalışan kesime yansımalarla sınıf bilinci oluşamamıştır. Bu olguların hepsini alt alta sıralayıp dip toplamına 846 lira yazdığımızda gerçek ortaya çıkmaktadır. Sonuç ister milliyetçi olun, ister sosyalist olun, ister muhafazakar olun– ister alevi olun ister sünni – ister kürt olun ister türk,  sonuç olarak siyasi görüşünüz ne olursa olsun, mezhebiniz ne olursa olsun etnik kökeniniz ne olursa olsun işçiler örgütlü olamadıkça, birleşmedikçe sınıf bilincine eremedikçe yalnızsınız. İktidarı elinde tutanlar ve sermaye sizi sonuna kadar sömürmeye devam edecektir sizden alacağını alıp sırası ile çocuklarınızı ve onların çocuklarını ve onların çocuklarını sömürmeye devam edecektir sonsuza kadar.

Çalışma hayatının tüm noktalarında çalışan emekçi kesimin en kısa zamanda toparlanıp örgütlü toplum olarak hareket etmesi, toplumun tüm renk ve farklılıklarını kucaklayacak bir işçi sınıfı oluşturulması, emeğin ve emekçinin yüceltilmesi değer kazanması için zorunlu hale gelmiştir. Bilinmelidir ki sınıf yoksa gelecekte yok. Sistem partileri ve yeniçağın kapitalizmi sömürüsüne devam edecektir. Emeğin evrensel bir değer olduğunu, dünya var oldukça emeğin yüceltilmesini gösterebilecek tek olgu ve yapı işçi sınıfıdır.

Türkiye de son dönemde ortaya çıkan yolsuzluklar artık AKP hükümetinin sermaye ve hatta uluslararası sermaye ile vurgun ve talan ilişkilerini göstermektedir. İktidar sahipleri, evlatları, iş adamları, bürokratlar evlerdeki kasalardan, ayakkabı kutularından çıkan milyonlarca dolar. Bunlar sadece buzdağının görünen kısmı deniyor. Başbakan asgari ücret için simit hesabında, çalışma bakanı asgari ücret için iyi para büyük para diyor. Hesap uzmanı kesilmişler. Hükümetin örtmeye çalıştığı bu yolsuzluğun milyonlarca doların nasıl bir para olduğunu sayın bakandan, milyonlarca dolarla kaç çay simit alınabileceğini de başbakandan öğrenmek istiyoruz. Yoksa asgari ücreti de mi bu ülkede dış güçler belirlemektedir öğrenmek istiyoruz.

Evet, asıl yolsuzluk asgari ücrette devletin gelirlerinin adil bir şekilde dağıtılmadığı, her hükümetin kendi egemen ve zenginlerini yarattığı bir ülkede. Asıl yolsuzluk asgari ücrette.

Buradan hükümete ve bu topraklarda gelecek tüm hükümetlere haykırıyoruz sizler vekilsiniz, asil olan halkın teveccühüyle o koltuklardasınız. Bu ülkenin gerçek dinamiği olan emekçileri görmezden gelemezsiniz. Bu ülkenin yarattığı değerleri yerli ve yabancı sermayeye peşkeş çekerken emeğiyle geçinen emekçileri ucuz işçilikle peşkeş çekemezsiniz.

Asgari ücrete tabi çalışanlara sesleniyoruz, bu bir kader değildir. Örgütlü olun, birlik olun,i sendikal örgütlülükle geleceğinizi kendiniz kurun. İktidar ve egemenlerin iki dudağının arasında olmayın. İktidar sahiplerinin ve sermayenin kaderinizi tayin etmesine izin vermeyin. Asgari ücret üstünde çalışan örgütlü örgütsüz tüm emekçiler sizin yanınızda olacaktır.

Türkiye deki tüm sendika konfederasyonları açlık ve yoksulluk üzerine birleşmeli birlikte hareket etmelidir.

Asgari ücretlilerin kendini temsil edebileceği genel grev hakkı olan bir toplu pazarlık sistemi kurulmalıdır.

Örgütlülüğün önü tamamen açılmalıdır.

Taşeron çalışma yasaklanmalıdır.

ESKİŞEHİR SENDİKALAR PLATFORMU

 

 

Bir Yorum Yazın