Adıyamanlı işçilerin kıdem tazminatının gasbedilmesi hamleleri, taşeron sistemi, özel istihdam büroları ve kiralık işçilik konuları başta olmak üzere işçi haklarına dönük saldırıları tartışmak üzere gerçekleştirdikleri kurultayda, mücadeleyi büyütme kararları alındı. Hükümetin ve patronların işçi haklarına dönük saldırılarda pervasızlaşırken, en büyük cesareti işçilerin ve emekçilerin örgütsüzlüğünden aldığını dile getiren işçiler, mücadeleci bir sendikal anlayışın önemine dikkat çekerek, örgütsüz iş yerlerinde sendikal mücadeleyi yaygınlaştırma kararı aldı.
Adıyaman Belediyesi konferans salonunda düzenlenen kurultaya kara yolları, petrol, temizlik başta olmak üzere bir çok iş kolundan kadrolu ve taşeron işçilerle, sendika yöneticileri ve siyasi parti temsilcileri katıldı. Kurultayda söz alan işçiler AKP Hükümetinin patronlar için dikensiz gül bahçesi yaratma çabalarına tepki gösterdi. Kurultayda bundan sonra yürütülecek mücadeleyi koordine etmek üzere de Adıyaman İşçi Birliğinin kurulması kararlaştırıldı.
‘ÖRGÜTSÜZLÜĞÜMÜZDEN CESARET ALIYORLAR’
Katılımın yoğun olduğu kurultayın açılış konuşmasını yapan Eğitim Sen Üyesi Metin Alan, Adıyaman’ın ucuz iş gücünün en yaygın olduğu illerden biri olduğunu söyledi. “İlimizin gözbebeği sayılabilecek, neredeyse elimizde kalan tek kamu kuruluşu olan TPAO da son çıkarılan ‘Petrol Yasası’ ile yabancı tekellere peşkeş çekildi, özelleştirilmesinin önü açıldı ve taşeron çalışan işçi sayısı kadrolu işçilerin iş güvencesini tehdit eder boyutlara ulaştı” diyen Alan, işçi haklarına dönük saldırıların patronları tatmin etmediğini ve şimdi de kıdem tazminatına göz diktiklerini söyledi. Hükümetin kölelikten farkı olmayan taşeron çalışma düzenini yasallaştırdığını söyleyen Alan, “Bizleri her işte kullanabilecekleri, istedikleri şartlarda çalıştırabilecekleri, kolayca kiralayabilecekleri özel istihdam büroları kurarak saldırılarını sürdürüyorlar” dedi. Patronlara ve hükümetin bu pervasızca saldırılar için cesareti işçilerin örgütsüzlüğünden aldığını dile getiren Alan, sendikaların işlevsizleştirilmesi, güçsüzleştirilmesine karşı sendikalarda örgütlenme çağrısı yaptı.
‘BÜTÜN KARDEŞLERİMİ BİRLİĞE ÇAĞIRIYORUM’
Kurultayda söz alan İmam Çelik isimli temizlik işçisi, çok zor bir iş yapmalarına rağmen en az ücreti kendilerinin aldığını belirterek, “Bizi yönetenlerin çocukları, 800 lira ile bir gün geçinemezken, bizler 5-6 kişilik nüfusla bir ay geçinmeye çalışıyoruz” dedi. “Bizler yöneticileri seçip kürsülere gönderiyoruz ama hakkımızı istemeyi bilmiyoruz. Bütün işçi kardeşlerimi beraberliğe davet ediyorum” dedi.
‘HIRSIZLIK YAPMIYORUZ HAKKIMIZI İSTİYORUZ’
Karayolları İşçisi Ramazan Güneş de kadro için açtıkları davayı kazanmalarına rağmen, 3 yıldır kadroya geçirilmediğini belirterek, “İşçi sınıfı olarak 5 kuruşa talim ettik. Başbakan ‘En az 3 çocuk yapın’ diyor. Ben bu maaşla değil 3 çocuk tek başıma bile geçinemiyorum” dedi. İşçilerin ‘Sendikaya üye olursam işten atılırım’ korkusunun ortadan kalkması gerektiğini ifade eden Güneş, “Sendikaya üye olmak bizim anayasal hakkımızdır. Biz hırsızlık namussuzluk yapmıyoruz, hakkımızı istiyoruz” dedi.
BU SÖMÜRÜ DÜZENİ ARTIK SONA ERMELİ
Kurultayda söz alan Karayolları İşçisi Kenan Yapıcı, işçilerin modern köleler olarak çalıştırıldığını ama bu güne kadar mücadeleyle kazanılmış bütün haklarından mahrum bırakıldıklarını söyledi. “Taşeron işçiler olarak sendikal haklarımız gasbediliyor. Hükümetin korku imparatorluğuyla baskı altında tutuluyoruz” diyen Yapıcı, “Başbakan 2002’de yaptığı konuşmada ‘İnsanlarımı çaya, simide muhtaç ettirmem’ dedi. Şimdi ise asgari ücreti çay, simit üzerinden hesaplamaktadır. Bu sömürü düzeni artık sona ermeli” dedi.
HUKUKÇULAR: İŞÇİLER KIDEM TAZMİNATI İÇİN AYAĞA KALKMALI
Konferansta konuşan Avukat Abdurrahman Tutdere, “İşçilerin kıdem tazminatları fona aktarılarak yok ediliyor. Fon yönetiminde, daha çok işveren temsilcisi, hükümet yanlısı olan kişilerden oluşuyor” diyen Tutdere, “Böyle bir oluşumdan işçilerin lehine hiçbir sonuç çıkmaz. Kıdem tazminatı fonu yasal güvencesi olmayan politik bir karardır. Bu uygulama karşısında işçilerin dimdik ayakta durması gerekiyor” dedi. İşçilerin hukuki yollarla hak aradıklarında karşılaştıkları sorunlara değinen Tutdere, işten atılan ve işe iade davası açmak üzere avukatlara gelen işçilerin, işyerlerinde kendileri için tanıklık yapacak işçi bulamadığını ve bu nedenle dava açamadıklarını söyledi. Bunun nedeninin işten atılma korkusu olduğunu söyleyen Tutdere, “İşçiler her koşulda dayanışma, birlik ve beraberlik içinde olmalı” dedi.
“Hükümetin ucuz işçi çalıştırmak için yapmayacağı hiçbir şey yoktur” diyen kurultayın bir diğer hukukçu katılımcısı Avukat Murat Bilgiç de “İş yerleri özelleştiriliyor, işçiler modern köleler haline getiriliyor. İşçiler, taşeron ve kadrolu diye kutuplaştırılıyor. Mevcut politikalarla taşeronlar, kadroluların yerine çalıştırılıyor. Kadrolular ise işten atılıyor ve işten çıkarma meşrulaştırılıyor” dedi. İşçilerin sendikaya üye olmaktan çekinmemeleri gerektiğini söyleyen Bilgiç, özel istihdam bürolarıyla da işçilerin kiralık hale getirileçeğeni ve bu büroların tıpkı taşeron şirketler gibi yüzlerce işçiyi fabrikalara kiralayacağını anlattı.
KARAYOLLARI İŞÇİSİ: KAPİTALİZM ŞEYTANİ BİR SİSTEMDİR
Sözlerine “Kapitalist sistem, dünya üzerindeki en şeytani sistemdir” diyerek başlayan bir diğer Karayolları İşçisi Halit Buğdaycı ise şunları söyledi: “Savaş lobileri, işçilerin sırtından ilerlemekte ve kardeşi kardeşe kırdırmaktadır. Esas sorun, sistem sorunudur. Bu sistemi iyi tanımalıyız. Eğer sistemi tanımazsak, sistem bizi yutacak. Sermayeyi yöneten hükümetler birbirinden farksızdır ve temel mesele, emek-sermaye çelişkisidir. Sendikalar bizim en büyük örgütlenme aracımızdır. Rengimize, dilimize, dinimize bakmadan bugün burada tartıştığımız ortak sorunlar üzerinden bir araya gelmeliyiz. Taleplerimizi, birlik ve beraberlik içinde dile getirmeliyiz. Siyasi düşüncesine bakmaksızın hepimiz emek cephesinde bir araya gelmeliyiz.”
‘ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİ İÇİN DİRENMELİYİZ’
Kurultayda söz alan Petrol-İş Adıyaman Şube Başkanı Ali Tırpan ise 11 milyon işçinin olduğu Türkiye’de sadece 1 milyon sendikalı ve kıdem tazminatı alabilecek durumda işçi olduğuna dikkat çekti. Böyle bir rakam karşısında sosyal devletten söz etmenin mümkün olamayacağını dile getiren Tırpan “Eylem geleneğimizi tozlu raflardan indirerek; genel grev dahil olmak üzere yüz binleri alanlarda, sokaklarda buluşturmalıyız” dedi. Emek dünyası ve kamuoyunun böyle bir direniş sürecine hazır olduğunu söyleyen Tırpan, “Çocuklarımızın geleceğine ipotek konmasına izin vermemeliyiz” dedi.
HÜKÜMETE ‘AYAKKABI KUTUSU’ TEPKİSİ
Yol-İş Sendikası Adıyaman Temsilcisi Hasan Tanrıverdi de taşeron sistemini eleştirerek, “Ayakkabı kutularında milyon dolarlar saklayanlar, işçileri kölelik düzenine mahkum ediyor. Bir taraftan bakan çocukları paraları ayakkabı kutularına istiflerken diğer taraftan işçiler, çocuklarının cebine bir simit parası bile koyamıyor. Siyasi parti, dini eğilim farkı gözetilmeksizin bütün işçiler ortak talepler etrafında birleşmeli ve mücadeleyi örgütlü bir şekilde sürdürmelidir” şeklinde konuştu.
PROVOKASYON GİRİŞİMİ
Adıyaman’daki Kamu Şirket Personelleri Derneği (KAŞİP), başından beri kurultay çalışmalarının içinde yer almasına rağmen, Dernek Başkanı Mustafa Turan kurultay esnasında salonu terk ederek provokasyon yaratmaya çalıştı. Kurultayda divanda yer almasına ve programda konuşması olmasına rağmen, daha kurultayın hemen başında “Bize söz verilmeyecek mi”, “Konuşmalar çok uzun” gibi bahaneler üreterek gerginlik yaratmaya çalışan KAŞİP Başkanı Turan, “Bu kurultaydan çekiliyoruz” diyerek, dernek üyeleriyle birlikte salonu terk etti. Turan, çıkışta ise kurultaya sadece CHP ve Emek Partisi gibi siyasi partilerin katılmasını gerekçe göstererek, “Niye diğer siyasi partiler yok” dedi. Turan’ı yakından tanıyan işçiler, konuşmalarda AKP’nin işçi düşmanı politikalarının eleştirilmesinden rahatsız olduğunu ve bir AKP milletvekilinin KAŞİP başkanını arayarak ‘Sizin orada ne işiniz var’ dediğini söylediler. KAŞİP başkanının provokatif tutumundan sonra kurultay kaldığı yerden devam etti ve söz alan işçiler ve sendikacılar tarafından bu tutum sert bir şekilde eleştirildi.
ADIYAMAN İŞÇİ BİRLİĞİ KURULDU
Kurultay Komitesinin önerisiyle, kurultayın bir araya getirdiği bütün işçilerin bu birlikteliği Adıyaman İşçi Birliği adı altında sürdürmesi kararı alındı. Kurultayda alınan mücadele kararlarını hayata geçirmek ve Adıyaman’da işçilerin birliğini sağlamak amacıyla ilan edilen Adıyaman İşçi Birliğinin, farklı iş kolları ve işyerlerinden işçi ve sendika temsilcilerinin seçildiği 10 kişilik yürütme komitesi de oluşturuldu.
Kurultayın sonunda açıklanan sonuç bildirgesinde AKP hükümetinin işçi haklarına dönük saldırılarına karşı ortak mücadele kararlılığı dile getirildi. Bildirgede, kıdem tazminatını kaldırmaya dönük adımlara, taşeron sistemine ve özel istihdam büroları eliyle çalışma yaşamının esnekleştirilmek istenmesine karşı mücadele çağrısı yapıldı.
Bildirgede alınan kararların bazıları şöyle;
* Tüm işyerlerinde sendikal örgütlenmeyi hedefleyen sendikalaşma kampanyası başlatılacak.
* Bundan sonra Adıyaman’da yaşanacak işten atma, direniş ve sendikalaşma gibi işçi mücadeleleriyle güçlü bir dayanışma içinde olunacak.
* Başta kıdem tazminatı, taşeron çalışma, özel istihdam büroları olmak üzere, kazanılmış hakları ortadan kaldıran yasal düzenlemelere ve her türlü hak gasplarına karşı, önümüzdeki dönemde güçlü eylemler örgütlenecek.
* Başta kurultaya katılım sağlayan işyerleri olmak üzere, işyeri komiteleri oluşturulacak.

